ABD-İsrail, Suriye ve Lübnan Ekseninde Neler Oluyor?

ABD-İsrail, Suriye ve Lübnan Ekseninde Neler Oluyor?
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

ABD-İsrail, Suriye ve Lübnan Ekseninde Neler Oluyor?

ABD-İSRAİL'İN SURİYE'YE ÖNERİSİNE DAİR DÖRT ANAHTAR NOKTA 

5 Ocak 2021, Salı

Alwaght-Son birkaç aydır Lübnan'daki gelişmelere yapılan gizli ve açık yabancı müdahalesi, ülkedeki siyasi ve ekonomik krizi hâlihazırda yoğunlaştırırken, Washington, bölgesel gelişmelerde Direniş Ekseni’nden aldığı yenilgileri saklamak için Lübnan'daki halk protestolarını bir fırlatma rampası olarak kullanmaya çabalıyor.

Beyaz Saray'ın Lübnan gelişmelerindeki gizli rolünü açığa vuran ifşaatlar, Lübnan kamuoyunda ABD'nin sözleri ve eylemleri arasındaki çelişkiyi gösteren önemli bir faktördür.

Örneğin ABD yeni bir kabinenin kurulmasındaki başarısızlıkta her zaman Hizbullah'ı suçlarken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, boşluğu doldurmak açısından Lübnanlılar için ümit verici olacak hızlı kabine oluşumu önerisini sundu. Macron'un planına Amerikan muhalefetinin kabinenin kesinleşmesinin önündeki engel olduğu açığa çıktı.

Müdahaleler devam ediyor. Lübnan medyası, Arap Tevhid (Towhid) Partisi başkanı ve eski içişleri bakanı Wiam Wahab'ın sözlerine dayanarak, geçtiğimiz günlerde ABD ve İsrail rejiminin Suriye'ye, işgal altındaki Golan Tepeleri'nin egemenliğinden vazgeçerse Lübnan'daki Suriye nüfuzunu yeniden tesis edeceklerini, teröristlerin elindeki İdlib’in geri alınmasını kolaylaştıracaklarını ve savaşın parçaladığı ülkenin yeniden inşasına yardım edeceklerini önerdiklerini bildirdi. Haberlerde ayrıca Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın öneriyi şiddetle reddettiği bildirildi.

Bu tür öneriler yeni olmamasına ve geçmişte Esad'a Batı tarafından teröristleri Suriye'den çekecekleri ve İran’ın önderliğindeki Direniş Eksenini terk ederse iktidarda kalmasının garantileneceği söylenmiş olsa da, son öneri dört önemli noktayı barındırıyor. İlki, ABD'nin sömürgeci vizyonunu hüküm sürdüğü bölge devletlerine açıkça kanıtlıyor. Lübnan'da Suriye'ye nüfuz sunmak Lübnan ulusal egemenliği için ABD’nin Suriye ve Irak'taki yasadışı ve zorbaca askeri varlığı kadar kahredici.

Amerikan liderlerinin İsrail tarzına benzeyen yaklaşımı Filistin’deki gelişmelerinde daha da belirgindir. Mayıs 2018'de ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs'ü İsrail rejiminin başkenti olarak tanıdı ve ardından Amerikan büyükelçiliğini işgal altındaki şehre taşıdı. 2019 Mart’ı sonlarında Trump, İsrail rejiminin işgal altındaki Suriye Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanıdı. Amerika'nın tanınması, Batı Şeria'daki yasadışı yerleşimleri kapsayacak şekilde genişletildi. Bu tanımaların sırasına göre ABD, İsrail rejimi tarafından işgal edilen Lübnan Şeba Çiftlikleri, El-Bakü ve El-Kamar'da bunları tekrar etme planlarına sahip görünüyor.

İkinci nokta, Lübnan'da başka bir ülkenin nüfuzunu kolaylaştırmayı önermek, Washington'un müttefiki olduklarından, İsraillilerin Lübnan’ın işlerine müdahale etmesine zaten izin verdiği anlamına geliyor. Ağustos 2020'de, Başbakan Hasan Diab hükümetinin çökmesine ve birkaç aylık bir siyasi boşluğa yol açan büyük Beyrut limanı patlaması ve ayrıca Lübnan bankalarına yönelik yaptırımlar ve Hizbullah ile ittifaktan kaçınmak için 14 Mart İttifakına yapılan baskıların hepsi bir duruma bağlanıyor.  ABD’nin Lübnan'ın kargaşalı koşullarında Lübnanlı liderleri, Akdeniz'deki gaz kaynakları hesaplaşmasında sınır üzerinden İsraillilerle müzakereye zorladığı, hepsi Lübnan’daki gelişmelerin çamurlu sularında büyük balığı Tel Aviv’in yakalamasını sağlamak için bir durum.

Üçüncü nokta, ABD'nin Suriye'ye yönelik önerisi, bölgesel müttefikleriyle birlikte Hizbullah'ı silahsızlandırmaya yönelik ağır ABD baskılarının arkasındaki nedenleri açıklıyor. Hizbullah’ın askeri kabiliyeti ve İsrail rejimi karşısında caydırıcılığı, Washington’un Lübnan’a yönelik sömürgeci komplolarının önündeki başlıca engeldir. Bu, barışçıl sloganlar görünümündeki silahsızlanma hırslarını gerçekleştirmek için ağır medya propagandasının ve ekonomik-politik baskıların arkasındaki ana itici güçtür. Dahası, Washington ve Tel Aviv, ilhaklarına ve tanınmalarına rağmen Golan Tepeleri'nin istikrarlı olup olmayacağından asla emin değiller. Suriye'ye yönelik öneri, Hizbullah ve müttefiklerinin Golan Tepeleri'nin geleceğindeki gücünden ne kadar korktuklarını ortaya koyuyor.

Önerinin önemi ile ilgili dördüncü nokta, ABD'nin Suriye krizinin devamındaki rolünü kabulü olarak okunması gerektiğidir. Batı ülkeleri, insani koruma örtüsü ve daha nice bahane altında, Suriye hükümetinin Suriye'nin kuzeybatısında ve yabancı destekli teröristlerin son kalesi olan İdlib’e operasyon yapmasının yolunu tıkıyor. Buna, savaşın harap ettiği bölgelerin yeniden inşasını ve Suriyeli mültecilerin geri dönüşünü engelleyen ekonomik yaptırımlarını da ekleyin. Amerikalılar ve diğer Batılı hükümetler, tüm bu suçları Suriye halkına destek verme bahanesiyle işlerken, sahne arkasında kendilerini halkın kaderinin valileri olarak dayatıyor; Lübnanlıların ve Suriyelilerin kaderlerini pazarlık kozları olarak kullanıyorlar.

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündemin Kodları - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım