ABD Elçiliğinin Kudüs'e Taşınması Savaş Suçu

ABD Elçiliğinin Kudüs'e Taşınması Savaş Suçu
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

ABD Elçiliğinin Kudüs'e Taşınması Savaş Suçu

Tel Aviv'deki ABD elçiliğini ağırlayan küp şeklindeki gri binanın pencerelerinden bakınca çalışanların gördüğü şey kesintisiz bir Akdeniz manzarasıdır. Güneş ışıkları ve şezlonglar plajı süsler. 

 

Çoğu zaman şahit olunan tek faaliyet dışarıdaki kaldırımdadır: kapının dışına yılan gibi uzanan ve ellerinde belgelerini tutan bir insan kuyruğu ABD seyahat vizesi alma umuduyla beklemekte ve İsrail askerleri de onlara nezaret etmektedir.

 

Dışarıdaki bu sıkıcılık elçiliğin günlerin sayılı olup olmadığı hakkında sahne gerisinde devam eden kışkırtıcı savaş hakkında bir ip ucu vermez. İsrail ve Donald Trump hükümetindeki müttefikleri elçiliği 70 km ötedeki Kudüs'e taşımak istemektedir.

 

Mesafe kısa olsa da pek çok analiste göre siyasi ve diplomatik bir deprem oluşturma riski taşımaktadır.

 

Taşınma savaş suçudur

 

Trump yönetimindeki Beyaz Saray taşınmayı onaylarsa Kudüs üzerinde on yıllardır var olan konsensus alt üst olabilir.

 

Filistin eski başbakanı ve deneyimli bir yetkili olan Nebil Şaas Filistinliler ve Arap dünyasına verilen mesajın açık ve kışkırtıcı olduğunu söylemiştir.

 

El-Cezire'ye konuşan Şaas, elçiliğin taşınmasının Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması anlamına geleceğini ve bunun bir savaş suçu olduğunu söyledi.

 

"Arap dünyası bunu asla kabul etmeyecektir. Bu durum ABD'nin barış sürecinin aracısı olma rolünü de bitirebilir. Bununla mücadelemizi sürdürüp tüm dünyayı karşı yönde harekete geçireceğiz."

 

Öte yandan İsrail günlük gazetesi Yedioth Ahronoth'ta yayınlanan bir habere göre İsrail ordusu da Benjamin Netanyahu'yu olası beklenmedik sonuçlar hakkında tavsiyelerde bulunmaktaydı. İsrail askeri istihbaratına göre adres değişikliği ABD'nin İsrail'e Kudüs ve aralarında el-Aksa camiinin de bulunduğu kutsal yerler üzerindeki egemenliğini artırması için yeşil ışık yakması olarak görülebilir.

 

Buna tepki olarak İsrail içindeki İslami hareketler kitlesel gösteri tertipleyebilir; Filistin topraklarında ve el-Aksa'nın resmi koruyucusu Ürdün de dahil olmak üzere komşu ülkelerde isyan hareketleri başlayabilir; Mahmut Abbas'ın Filistin üzerindeki otoritesi sarsılabilirdi.

 

İsrail ordusu ayrıca İslam dünyasında daha geniş anlamda risklerin olduğuna ve tüm dünyadaki İsrail ve Yahudi bölgelerine terör saldırıları olabileceğine inanmaktadır.

 

BM korunmuş bölgesi

 

Kudüs üzerine tatışmalar Birleşmiş Milletler'ın 1947'de duyurduğu bölme planından beri devam etmektedir. Bu plana göre şehir, Filistin tarihinden farklı olarak, Yahudi ve Arap devletlerinden ayrı uluslararası korunmuş bir bölge olarak ilan edilmişti.

 

Ancak aylar sonra gerçekleşen bir savaş sonucunda Filistin topraklarında İsrail devleti kurulunca şehir İsrail ve Ürdün tarafından kontrol edilen iki parçaya bölünmüş oldu.

 

ABD elçiliğinin yeri üzerine gerçekleşen mücadeleler hakkında İbranice bir kitap yazan Nimrod Goren, bu zaman zarfında ABD'nin katı muhalefetine rağmen İsrail'in çeşitli ülkeleri Batı Kudüs'te elçilik açmaya zorlamak için yoğun bir gayret gösterdiğini söylemiştir.

 

Aynı zamanda İsrail'deki bir düşünce kuruluşu olan Mitvim'in de başkanı olan Goren El-Cezire'ye yaptığı açıklamada "Washington başlarda uluslararası konsensus'a çok sıkı bağlıydı. O kadar ki diplomatlar siyasi toplantı ve törenler için dahi olsa Kudüs'e gitmiyorlardı" ifadelerini kullanmıştır.

 

Ancak 1950 yılında İsrail'in parlamento ve başkanlık ofisi gibi temel kurumları Batı Kudüs'e taşıması ile ABD'nin katı tutumu da zayıflama eğilimine girdi.

 

Hukuksuz ilhak

 

Başka bir dönüm noktası da 1960'ta idi. Goren, "ABD savunma konuları başta olmak üzere İsrail ile daha yakın ilişkiler getirmeye başladı" demektedir. Washington İsrail'in bağımsızlığını yeni kazanmış fakir Afrika ve bazı Latin Amerika ülkelerine Kudüs'te elçilik açmaları karşılığında yardım teklif etmesini de görmezden gelmiştir.

 

Goren, Doğu Kudüs'ün 1967'de İsrail tarafından saldırıya uğrayıp işgal edildiği dönemde İsrail'deki 54 diplomatik misyonun üçte birinden fazlasının bu şehirde olduğunu söylemektedir.

 

1980 yılında İsrail uluslararası yasalara aykırı bir biçimde Doğu Kudüs'ü olarak ilhak edip "daimi ve birleşik" başkenti olarak ilan ettiğinde ABD de ülkelere Batı Kudüs'ten taşınmaları için baskıya başladı. Sadece El Salvador ve Kosta Rika kalmıştı; onlar da 2006 yılında taşınmışlardır.

 

1994'teki Oslo anlaşmasının ardından Washington'un tavrında yine önemli bir değişim yaşandı. İsrail lobisi anlaşmanın başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin yaratılmasına yol açabileceğini düşüncesi ile onu aşındırmak için yoğun bir çaba sarf etti.

 

ABD Kongresi 1995 yılında Kudüs Elçilik Eylemi'ni onayladı. Buna göre Kudüs İsrailin başkenti olarak kabul ediliyor ve elçiliğin en geç 1999 yılı Mayıs ayına kadar taşınması gerekiyordu.

 

Korkutucu sonuçlar

 

Trump gibi Bill Clinton ve George W Bush da başkanlık kampanyalarında Kudüs Elçilik Eylemi'ni hayata geçirme sözü verdilerse de göreve geldikleri zaman korkunç sonuçların ortaya çıkma endişesi onları durduran bir sebep oldu.

 

Oslo sürecinin baş aracılarından birisi olan ABD başkanı Kudüs tartışmalarının sonuçlarını önceden görmekte ve sorumluluk altına girmek istememekteydi. Kudüs'ün nihai durumu en tartışmalı konuydu.

 

Süregelen hassasiyet Barack Obama döneminde daha da belirginleşmişti.

 

Obama 2015 yılında ABD Yüksek Mahkeme'sine başvurarak Kudüs'ün ABD tarafından İsrail'in başkenti olarak tanınması anlamına gelen bir kongre yasasının  iptalini istedi. Bu yasa ile Amerikalı aileler Kudüste doğan çocuklarının pasaportlarına doğum yeri olarak "İsrail" yazdırabilecekti.

 

Beyaz Saray Obama'nın Shimon Peres'in Kudüs'teki cenaze törenindeki övgülerini de dikkate alarak bir tarih değişikliği içeren bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında "İsrail" sözcüğünün üstü karalanmıştı.

 

Kafa karıştıran işaretler

 

Şu anda iktidar koltuğunda oturan Trump farklı bir yol izleyecek mi yoksa alçilik konusundaki vaatlerinden geri adım atacak mı?

 

Fox News'ın geçen Perşembe gecesi kendisiyle yaptığı bir röportajda Trump "Henüz bu konuda konuşmak istemiyorum" derken taşınmayı onaylamak için acelesi olmadığını belirtmiştir.

 

Uluslararası bir kriz çözüm düşünce kuruluşu olan Crisis Group'un Kudüs ofisinden Nathan Thrall Trump'ın başkanlık koltuğuna oturmasından bu yana ekibindeki kişilerden gelen kafa karıştırıcı işaretlerin sahne gerisindeki bir çatışmayı gizlemekte olduğunu söylemiştir.

 

El Cezire'ye konuşan Thrall, "Kıdemli ABD diplomatları dahil hiç kimse Trump'ın ne yapacağını bilmiyor" ifadelerini kullanmıştır.

 

Diğer yanda ise Trump ve kendisine yakın Orta Doğu danışmanları beklentileri yükseltmek için farklı bir yola girmişlerdir. Trump elçiliğin taşınması meselesine seleflerinden daha fazla siyasi yatırım yapmıştır.

 

Trump'ın yaklaşımındaki farklılık İsrail'e atanan elçi tercihinde de belirgindir. İsrail eski başbakanı Ehud Barak'ın danışmanlarından Yossi Alpher, iflas davalarına bakan eski bir avukat olan David Friedman'ın bir diplomattan ziyade ideolojik bir yandaş ve yerleşimci dostudur.

 

Ters tepkilerden korkmak

 

Thrall Trump'ın bir yandan da ABD dışişleri bakanlığından yoğun bir kurumsal karşı çıkışla  karşılaşacağını söylemiştir. ABD ile Arap dünyasının ilişkilerine olabilecek etkilerinden çekinerek elçiliğin taşınmasına muhalefet etmektedirler.

 

Obama geçen ay ulusal güvenlik kaygılarına atıfta bulunarak Kudüs Elçilik Eylemi'ni de ilgilendiren bir başkanlık feragatnamesi imzaladı. Buna göre Kudüs Elçilik Eylemi yasasının uygulanması - son 22 senedir düzenli bir biçimde olduğu gibi - altı ay daha ertelenecekti.

 

Goren'a göre Trump vaziyeti kurtarmak ve kararı en az Haziran'a kadar ertelemek için Oabama'nın feragatnamesini kullanabilir.

 

Trump'ın elçilik konusundaki vaatleri İsrail de memnuniyet yaratsa da Netanyahu'nun konuyu bir süreliğine daha askıya alması başka bir ihtimaldir.

 

Thrall "Görünüşe göre Netanyahu'nun etrafında da bir belirsizlik var" demektedir. "Bir tarafta masadaki pek çok problem (yolsuzluk soruşturmaları) varken bölgeyi ateşe verebilecek bir eylemi tetiklemeye gerek yoktur. Diğer tarafta da bu eylemin büyük bir getirisi yoktur. ABD elçiliği taşınsa da Avrupa devletleri aynı şeyi yapmayacaktır."

 

ABD yönetiminden gelen açıklamaların Filistinli yetkililer ve diplomatlar tarafından nasıl algılandığı konusunda Şaas "Biraz geri adım atacaklarına dair belirtişer var ancak sadece basit bir erteleme de olabilir. Emin olamıyoruz" ifadelerini kullanmıştır.

 

Engelin etrafından dolaşmak

 

İsrail'de görev yapan ve El-Cezire'ye adının açıklanmaması şartıyla konuşan bir diplomat Trump'ın esip gürlediğini fakat yağmadığını ancak ABD elçisi Friedman ile Netanyahu'nun engeli etrafından dolaşarak geçmek için bir yol bulma ihtimalinin tehlikeli bir biçimde var olduğunu söylemiştir.

 

Washington'daki önemli İsrail lobi gruplarından Amerika Siyonist Teşkilatı'nın başkanı Morton Klein günlük yayın yapan Haaretz gazetesine geçen hafta yaptığı açıklamada Friedman'ın kendisine Kudüs'teki ABD ofislerinde konu hakkında çalışma yapacağını söylediğini aktarmıştır.

 

Alpher'a göre muhtemel senaryolardan birisi de Friedman'ın işgal edilmiş topraklara hizmet veren Kudüs'teki ABD konsolosluğunun departmanlarından birinin yönetimini üzerine almasıdır. Bundan sonra da Tel Aviv'deki elçilik bağımsız bir biçimde çalışmaya devam edebilir.

 

Alpher "Amerika'daki Yahudi liderler elçiliğin taşınması konusunda ısrarcı olurlarsa Trump yönetiminin bir uzlaşma olarak bunu tercih edeceğini görebiliyorum" ifadelerini kullanmıştır.

 

Şaas'a göre böyle bir hareket kimseyi şaşırtmayacaktır. "Buna benzer hiçbir sözde uzlaşmayı kabul etmeyeceğiz. Elçi Kudüs'ten çalışmaya başlar ve akabinde elçilik de taşınırsa buna karşı savaşacağız."

 

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündemin Kodları - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım