Amerika'nın Ortadoğu Politikasında Şiiler

Amerika'nın Ortadoğu Politikasında Şiiler
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

Amerika'nın Ortadoğu Politikasında Şiiler

Şiiler ABD'nin Orta Doğu politikasındaki kara deliktir

Andrew Peek

Arap dünyası ve İslam ile ilgili bütün tecrübemize Sünni gözlüğünden bakılması Amerikan dış politikasında süregelen bir bozukluktur. ABD, halkları ve olayları müttefiklerimiz aracılığıyla yorumlamaktadır ve İsrail bir kenara konulursa bütün Orta Doğulu müttefiklerimiz Sünnidir. Şiilerin ağırlıkta olduğu ülkelerin – özellikle Lübnan, İran ve Irak – demokratikleşmesi hakkında sık sık konuşuyoruz ancak zulümden kurtulmayı arzulayan mazlum kitlelerin 'kötü milisler – iyi halklar' ikileminden başka bu topluluklarla buluştuğumuz gerçek bir ortak zemin yok. Aslında bu kısmen doğru. Ancak zulüm altındaki bu Şii kitlelerin gerçekte ne istediği ya da onlara nasıl angaje olunacağı konusunda çok az kurumsal bilgiye sahibiz. Şii toplumuyla acilen açık bir diplomasi kurulması, Şii dini liderlerle menfaat ortaklığı yapılması ve hepsinden öte Şii mezhebinin endişelerinin siyasi sürece dahil edilmesi gerekiyor.

George W. Bush yönetiminin teröre karşı küresel savaş başlatmasından bu yana ABD, Sünni topluma ve radikalizmin önlenmesine odaklanmıştı. El Kaide'nin, IŞİD dahil diğer İslami terör örgütlerinin çoğu gibi, Sünni bir aşırılık yanlısı örgüt olduğu düşünüldüğünde bu doğal bir durumdu.

Bu şebekelere karşı savaşmak için ABD'li General Stanley McChrystal Korgeneral Michael Flynn'in yarattığı kontra terör makinesi meşhurdur. Ancak ABD'nin özellikle dünyadaki Sünni cemaatlerle angaje olma girişimlerinde kullandığı devasa bir mesajlaşma aygıtı vardır. Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki Küresel Angajman Merkezi'nin bu yılki bütçesi 60 milyon dolardan fazladır ve 2021 yılı için 138 milyon dolar talep etmişlerdir. Bu bütçe büyük oranda Sünni muhalefet çalışmalarına adanmıştır. Küresel Kamu İşleri Ofisi ile yeni kurulan ABD Küresel Medya Ajansı bu mesaj ağının aydınlık tarafını kontrol etmektedir. Her ikisinin de Pentagon'da, CENTCOM gibi askeri komuta merkezlerinde ve diğer ajanslarda bulunan ve sınır ötesindeki Sünni cemaatlerle haberleşme amaçlı çalışan kamu işleri ofisleriyle ilişkisi yoktur.

Buradaki sorun aşırılık yanlısı Sünnilerin artık jeopolitik öncelikte belirleyici bir rollerinin kalmamasıdır. An itibariyle radikallerin ateşi sönmüştür. IŞİD bitmemiştir ancak kardeş örgütleri gibi yeraltına çekilmiştir. Halen can yakmaya devam etse de Irak ve Suriye'nin göbeğinde tamamen itibarsızlaşmıştır. IŞİD, Sünni dünyayı felaketin eşiğine getirip çekilmiştir. Suriye'deki El Hol hapishanesinden çok sayıda mahkumun salınması, Yemen'de Husilerin çıkışı ve Pakistan ya da Afganistan'daki iç patlamalar gibi sürpriz olarak başlayıp daha sonra rasyonelleştirilen yıkıcı olayların haricinde Sünni aşırıcılığın kitleler için politik bir çekim gücü olarak tekrar canlanıp canlanmayacağı açık değildir.

Bu zorluğu artıran başka bir etken ise Şii topluluğunun radikallerinin Sünnilere göre farklı olmasıdır. Kendisinden yapısal, güdümlü militan grupların çıktığı siyasi yapılar oluştursalar da içlerinde 'yalnız kurt' hiç yoktur. Var olduğu şekliyle terör, devletteki uzantıları tarafından özenle kontrol edilmektedir. Lübnan Hizbullahı yine İsrail, Suriye ve – 2012'de suçlandığı Bulgaristan'daki patlama gibi – Avrupa'da bombalı eylemler gerçekleştirecek ve İran muhalifleri öldürecektir ancak bu, ABD'nin yirminci yüzyılın sonlarında karşılaştığı çok başlı Sünni radikalizmden yapısal olarak farklıdır.

Trump yönetiminin bürokrasideki büyük başarısı, İran'ı ABD'nin Orta Doğu'daki öncelik listesinin başına alarak Amerika'nın Sünni aşırılık karşıtı büyük mekanizmasının odağını Şii gruplara kaymasına imkan tanıması oldu. İran destekli Şii gruplar – IŞİD'e karşı savaşmış olanlar dahil – daha düzenli bir biçimde yaptırımlara maruz kaldı. Başkan Donald Trump'ın İranlıları ve İran tarafından destekleneleri hedef alması ve bu aktörlere karşı, egemen oldukları savaş meydanlarında, operasyonlarda risk toleransını artırmış olması önemli bir bürokratik başarıdır. Ne Dışişleri ne de Savunma bakanlıklarının yönlerini değiştirmesi kolay olmamıştır.

Yine de açık angajman çalışması İran'a odaklanan yeni politikaya yetişememiştir. Başka bir ifadeyle ABD'nin Şii siyasi yapıyla neredeyse hiçbir angajmanı yoktur. Normalde Şii dini liderleri, özellikle Merciyye üyesi olanları resmi etkinliklerde ve iftar benzeri yemeklerde ağırlamıyoruz. Bush yönetimi aslında buna eğilimliydi: örneğin 2007 yılında Şii bir üst düzey din adamının tedavi amaçlı Houston'ı getirilmesi için bir uçak gönderilmişti. Ancak bundan ve benim düzenleyip bir iki kişinin daha katıldığı çok gizli toplantılardan başla onlarla çok fazla bir angajman olmamıştır. Genellikle Irak'taki duvarların yıkılmak üzere olduğu zamanlarda Büyük Ayetullah Ali El Sistani'ye yönelik ara sıra yapılan abartılı açıklamalar bunun dışındadır.

Bu durumun Şii dini liderler için hassas bir konu olduğu açıktır. Amerika ne Şii ruhbanlar ne de sokaktaki sıradan insanlar tarafından sevilmez ancak Şiilerin çoğu Kum'daki dini otoritelerin rolünü de kabul etmemektedir. Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin Velayet-i Fakih doktrinini benimseyenler halen azınlıktadır ve 2019 yılı Ekim ayında Irak'ta olduğu gibi İran destekli milis grupların diğer Şiileri öldürmesi gibi olayların ardından, duyulan sempati daha da azalmıştır. Ancak İran'ı sevmeyen ve İslam Cumhuriyeti'ne özel bir yakınlık beslemeyen Şiiler bile aynı zamanda Amerika'nın bölge politikalarının büyük bölümünden de hoşlanmamakta ve Şiilerin davalarını desteklemektedir. Bu gri bölgedeki halk Kum'u da ABD desteğiyle Suudi önderliğinde Yemen'e açılan savaşı da sevmemektedir.

Ve maalesef Amerika'nın Müslüman dünyaya yönelik neredeyse tüm siyaseti Sünni yanlısı olup bu da İran, Hizbullah ve diğerlerinin Şii topluluk için baskının ötesinde bir çekicilik teşkil etmesine sebep olmaktadır. Üst düzey Şii politkacılar bana birkaç defa, ABD yaptırımları sonucu İran'da kötüleşen insani durumu hafifletmek için ABD'nin birşey yapıp yapamayacağını sordu. Bunların arasında çarklar aleyhlerine dönenler de vardı. Bunlar Yemen'de süren savaşla ilgili derin üzüntülerini sunarken Şiilere ait türbelerin IŞİD tarafından kuşatılmış olması sebebiyle Şii milislerin Suriye'ye taşınmasını dahi savunuyorlardı.

Şii politikacılar çoğunlukla eylemden kaçınmak için bu zırva ve bahaneleri üretmektedirler. Ancak burada ABD'nin hayati bir ulusal çıkarı ayaklar altına alınmaktadır. Bu Şii siyasi liderlerin, özellikle Iraktakilerin ABD ile iyi ilişkiler kurmasının seçimlere faydası azdır. İran'ın kendi halkına yönelik eşkıyalığı sebebiyle halk yönetimden önemli ölçüde uzaklaşmış olsa da Şiilerin yakınmaları ABD'nin benimsendiği bir siyasete verilecek desteği sınırlandırmaktadır. Bu da İran'a baskı yapmak isteyen politkacılar için bir değiş tokuş teşkil etmektedir. Yani İran'ın istismarlarını durdurmak için uluslararası desteğe ihtiyaçları vardır ancak bu destek – ABD'nin desteği – onların kendi evlerinde siyasi açıdan puan kaybetmelerine sebep olmaktadır. Ve ancak ezici bir siyasi destek bir politikacının İran'ın davranışlarını zaptetmesine imkan tanır.

Trump yönetiminin ikinci kez seçilmesi halinde Orta Doğu politikasındaki kilit görevlerden birisi Amerika'nın odağını Sünni topluluktan Şii topluluğa kaydırmaya devam etmesi olacaktır. Bu da yaptırımlar ve hava saldırılarıyla birlikte angajman ve mesajlarla yapılacaktır. ABD, Aşura gibi Şiilere ait tattillerde mümkünse mezhepçi olmayan açıklamalar yapabilir ve Şii dini liderlerle birlikte etkinlikler düzenleyebilir.

Amaç Şiilere ABD'yi sevdirmek değildir. Bu hoş olurdu ancak şart değildir. Gerekli olan şey, Şiilerin çoğunlukta olduğu ülkelerde Şii siyasi yapıların askeri eylemleri engellemesidir. Bunun ille de çatışma ve tutuklama yoluyla olmasına gerek yoktur, bu hareketlerin siyasi partilerine baskı yoluyla da yapılabilir. Bunu son 18 aydır Irak'ta bir dereceye kadar gördük. Bunu başka yerlerde de engellemek ABD'nin hedeflerinden birisi olmalıdır.

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündemin Kodları - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım