Trump'ın Başkanlık Öncesi AIPAC Konuşması

Trump'ın Başkanlık Öncesi AIPAC Konuşması
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

Trump'ın Başkanlık Öncesi AIPAC Konuşması

Donald Trump'ın AIPAC Konuşması

Cumhuriyetçi kanadın başkanlık yarışındaki favori adayı Donald Trump, Pazartesi günü Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi'ne hitap etti. ABD-İsrail ilişkilerinden bahsettiği konuşmanın tamamı aşağıdadır.

TRUMP: İyi akşamlar. Çok teşekkür ederim.

Bugün sizlere hayatı boyunca İsrail'i desteklemiş ve onun gerçek dostu birisi olarak hitap ediyorum.

Politikada yeni olsam da Yahudi devletini desteklemede değilim.

2001 yılında, New York ve Washington'daki saldırılardan, dürüst olmak gerekirse hepimizi hedef alan saldırılardan, İslamcı köktencilerin gerçekleştirdiği saldırılardan haftalar sonra, Belediye Başkanı Rudy Giulani, terör kurbanlarıyla dayanışma için İsrail'i ziyaret etti.

Ben uçağımı gönderdim çünkü İsrail misyonunu yüzde 100 destekliyordum.

2004 baharında, Gazze Şeridinde şiddet arttığı zaman, İsrail devletine destek amaçlı gerçekleştirilen en büyük toplantı olan 40. İsrail'e Selam Törenine görevli olarak katıldım.

İsrail için ve aslında İsrail'i destekleyen herkes için oldukça tehlikeli bir zamandı. Pek çok insan bu onuru geri çevirdi. Riski üzerime aldım ve bundan dolayı gurur duyuyorum.

Ancak bu gece buraya size İsrail hakkında kapris yapmaya gelmedim. Politikacılar bunu yapar: hep konuş, harekete geçme. Bana inanın.

Buraya, stratejik müttefiğimiz, ayrılmaz dostumuz ve kültürel açıdan kardeşimiz, Orta Doğu'daki yegane demokrasi olan İsrail devleti ile Amerika'nın ilişkilerinin geleceğinin neresinde durduğumu anlatmaya geldim.

Teşekkür ederim.

Birinci önceliğim İran ile yapılan yıkıcı anlaşmayı yürürlükten kaldırmak.

Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.

Uzun bir süredir iş dünyasındayım. Anlaşma yapmayı bilirim. Ve size bu anlaşmanın Amerika, İsrail ve Orta Doğu için yıkıcı olduğunu söylememe izin verin.

Buradaki sorun temelde. Dünyanın önde gelen terör destekçilerinden olan bir ülkeye 150 milyar dolar armağan ettik ve karşılığında kesinlikle hiçbir şey almadık.

Bunun ayrıntıları üzerinde çalıştım. Başka herkesten çok daha fazla çalıştım.

Bana inanın. Evet, bana inanın. Ve o kötü bir anlaşma.

Anlaşma ile ilgili en büyük endişe İran'ın onu çiğneyecek olması değil ki zaten bildiğiniz gibi çiğniyor, İran'ın anlaşma şartlarını yerine getirip süre dolduğunda da bomba yapabilecek olması daha büyük sorun. Ve tabii ki bizim onlara çok aptal bir şekilde verdiğimiz milyarlarca ve milyarlarca doları ellerinde tutacaklar.

Anlaşmada İran'ın nükleer gücünü ortadan kaldırma şartı bile yok. Evet, askeri nükleer programını belirli bir yıl süresince sınırlıyor ancak bu kısıtlamalar sona erdiğinde İran endüstriyel boyutta askeri nükleer güce sahip olacak ve eylemleri ne kadar kötü olursa olsun önünde bir engel olmayacak. Bizim ve özellikle İsrail için korkunç, korkunç bir durum.

Başkan olduğumda İran ile ilgili üç konuya odaklanan bir strateji benimseyeceğim. İlk olarak İran'ın bölgeyi istikrarsızlaştırma ve domine etme için saldırgan çabalarına karşı duracağız.

İran çok büyük bir sorun ve olmaya devam edecek. Ancak eğer başkan seçilirsem sorunla nasıl başa çıkacağımı biliyorum. Ve bana inanın dostlar işte bu yüzden başkan seçileceğim.

Ve bütün anketlerde öndeyiz. Bunu hatırlayın, lütfen.

İran, Irak'ta bir sorun, Suriye'de bir sorun, Lübnan'da bir sorun, Yemen'de bir sorun ve Suudi Arabistan için çok, çok büyük bir sorun olacak. Gerçekten de İran her gün, kuklası olan devletlere daha fazla ve daha iyi silahlar tedarik ediyor. Hizbullah, Lübnan – ve size şunu söyleyeceğim ki dünyada çok az insanın ve kesinlikle birkaç ülkenin sahip olduğu sofistike gemisavar, uçaksavar silahları ve GPS sistemleri ile roketler aldı. Şimdi Suriye'de İsrail'e karşı Golan Tepeleri'nin Suriye tarafından yeni bir cephe açmaya çalışıyorlar.

Gazze'de, İran, Hamas ve İslami Cihad'ı destekliyor.

Ve Batı Şeria'da Filistinlilere her bir terör saldırısı için 7 bin dolar ve Filistinli teröristlerin yıkılan her evi için 30 bin dolar veriyorlar. Ne elim bir durum.

İran bütün Orta Doğu'da askeri güçleri finanse ediyor ve bizim onlara daha korkunç terör eylemleri gerçekleştirmeleri için 150 milyar dolar vermiş olmamız kesinlikle inanılmaz.

İkinci olarak, İran'ın büyük ve güçlü, bizim kadar güçlü olmasa da, küresel terör ağını tamamen dağıtacağız.

İran bütün dünyada terör gruplarını besliyor. İran son beş yılda beş kıtada 25 farklı ülkede terör eylemleri gerçekleştirdi. Bize çok yakında, Batı Yarımküre de dahil her yerde terör hücreleri var.

İran dünyada terörün en büyük sponsoru. Ve bu durumu bu çapta bitirmek için çalışacağız. Bana inanın. Bana inanın.

Üçüncü olarak, en azından İran'ı önceki anlaşmanın maddelerinden tamamen mesul tutmak için çalışmalıyız. Daha önce hiçbir anlaşmanın uygulanması için böyle baskı yapılmadığını göreceksiniz dostlarım, bana inanın.

İran halihazırda, anlaşmanın yürürlüğe girmesinden bu yana üç kez balistik füze denemesi gerçekleştirdi. 1250 mil menzilli bu füzeler sadece 600 mil uzaklıktaki İsrail'i tehdit etmekle kalmayıp Avrupa'yı korkutmayı hedefliyor ve belki bir gün Birleşik Devletler'i vuracak. Ve biz bunun olmasına izin vermeyeceğiz. Ve bunun İsrail'e olmasına izin vermeyeceğiz, inanın bana.

Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.

Gerçekten şaşırtıcı bir şey duymak ister misiniz? Bu salondaki yüce insanların çoğunun bildiği gibi bu füzelerin üzerinde İbranice ve Farsça 'İsrail yeryüzünden silinmelidir.' yazıyor. Bunu unutabilirsiniz.

Ne tür çılgın bir zihin böyle bir şeyi İbranice yazar?

Ve burada başkası var. Çarpıklıktan bahsediyorsunuz. Burada başka bir çarpık bölüm var. Bu füzelerin test edilmesi yaptığımız berbat anlaşmayı ihlal etmiyor bile. Füze testlerine karşı anlaşma sessiz. Ancak bu testler Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal ediyor.

Sorun, kimsenin bununla ilgili bir şey yapmaması. Biz yapacağız, biz yapacağız. Söz veriyorum yapacağız.

Teşekkür ederim.

Bu da beni bir sonraki noktaya, Birleşmiş Milletler'in tam anlamıyla zayıflık ve yetersizliğine, getiriyor.

Birleşmiş Milletler bir demokrasi dostu değil, özgürlük dostu değil, bildiğiniz gibi kendisine ev sahipliği yapan Amerika Birleşik Devletleri'nin bir dostu değil. Ve kesinlikle İsrail'in de dostu değil.

Başkan Obama'nın son yılı ile birlikte – evet!

O, İsrail'in başına gelmiş en kötü şey olabilir, inanın bana, inanın bana. Ve siz bunu biliyorsunuz. Ve herkesten iyi biliyorsunuz.

Neyse, başkanın son yılı ile birlikte, Güvenlik Konseyi'ne İsrail ve Filistin arasında nihai bir anlaşmanın maddeleri ile ilgili bir tasarı getirme tartışmaları alevlendi.

Şunu açıklığa kavuşturayım: Birleşmiş Milletler'in dayatacağı bir anlaşma tamamen bir facia olacaktır.

Birleşik Devletler'in bu tasarıya karşı çıkıp veto yetkisini kullanması gerekir ve başkan olduğumda bunu yüzde yüz kullanacağım.

İnsanlar nedenini soruyorsa, cevabı, böyle anlaşma olmaz. Anlaşmalar, taraflar bir araya gelince, masaya gelip müzakere edince yapılır. Her bir taraf birşeyden vazgeçmelidir. Onlar değerlerdir. Yani bir şeyin değeri karşılığında verilecek birşey varsa harekete geçmeliyiz. İşte anlaşma budur. Anlaşma şöyle bir şeydir ki onu İsrail ve Filistin'e dayatınca, yanında bir şeyler getiren bir grup insanı bir araya getirirsiniz.

Bu, Birleşmiş Milletler ile olacak iş değil. İşin çok önemli olan kısmı bunun, İsrail'in gayrimeşrulaşma sürecini daha da ileriye götürecek olması. Bu, İsrail için bir yıkım ve facia olur. Bu gerçekleşmeyecek dostlarım.

Ve daha da ötesi, bu, Filistin terörünü ödüllendirecektir zira onlar her gün İsraillileri ve hatta Amerikalıları bıçaklıyor. Daha geçen hafta, Irak ve Afganistan'da görev yapmış fenomen bir genç olan, West Point askeri akademisinden mezun Taylor Allen Force, bıçaklı bir Filistinli tarafından sokakta katledildi. Böyle bir davranışı cezalandırmazsınız. Cezalandıramazsınız

Bu davranış türüne karşı sadece bir şekilde muamele edilir. Ona karşı çıkmanız gerekir.

Yani burada gerçek bir çözüm getirmek Birleşmiş Milletler'in sorumluluğu değil. Bir çözüm üzerinde müzakere etmesi gerekenler gerçekte tarafların kendisidir. Başka şansları yok. Bunu kendilerinin yapması gerekir yoksa asla devam etmez. Birleşik Devletler faydalı bir müzakere aracısı olabilir ancak hiç kimse, binlerce mil ötede olup da İsrail'in ve bölgedeki herhangi bir şeyin başına neler geldiğini gerçekten bilmeyen başkalarının yaptığı bir anlaşmaya İsrail'in sadık kalması gerektiğini söyleyemez. Bu çok abes bir şey. Bunun olmasına izin vermeyeceğiz.

Başkan olduğum zaman, inanın bana, Yahudi devletine BM'nin kendi isteğini her dayatma girişimini veto edeceğim. Yüzde yüz veto edilecek.

Görüyorsunuz, anlaşma yapmayı biliyorum. Ben bunu yaparım. Ben 'İş Bitirme Sanatı'nı yazdım.

Bütün zamanların en çok satan kitaplarından. Ve cidden böyle söylüyorum çünkü bunu söylerken eleştirileceğim ve bu yüzden diplomatik konuşacağım – en çok.

Eleştirileceğim. Bence ilk sırada bu var. Ancak neden şansımı denemeyeyim?

Anlaşma yapmayla ilgili bütün zamanların en çok satan kitaplarından birisi. Güzel bir anlaşma yapmak için iki istekli katılımcıya ihtiyacınız olur. İsrail'in istekli olduğunu biliyoruz. İsrail çalışıyor.

Bu doğru. İsrail yıllardır önkoşulsuz olarak müzakere masasına oturmaya çalışıyor. 2000 yılında Camp David'de Başbakan Barak inanılmaz ve belki de oldukça cömert bir öneride bulundu. Arafat bunu reddetti.

2008'de Başbakan Olmert aynı derecede cömert bir öneri yaptı. Filistin Yönetimi bunu da reddetti.

Sonra John Kerry bir çerçeve çizmeyi denedi ancak Abbas, Amerika Birleşik Devletleri dışişleri bakanına bile, cevap vermedi. Cevap bile vermediler.

Başkan olduğum zaman, İsrail'in gördüğü ikinci sınıf vatandaş muamelesi ilk günden itibaren son bulacak.

Teşekkür ederim.

Ve bir şey söylüyorsam ciddiyim, ciddiyim.

Başbakan Netanyahu ile hemen görüşeceğim. Onu yıllardır tanıyorum ve İsrail ile bütün bölgeye istikrar ve barış getirmek için birlikte yakından çalışma imkanı bulacağız.

Bu arada her gün öfkeli tahriklerle karşılaşıyorsunuz ve çocuklara İsrail ve Yahudilerden nefret etmeleri öğretiliyor. Bunun durması gerekir.

İtfaiyecilerin kahraman olduğu bir toplumda küçük çocuklar itfaiyeci olmak ister. Sporcuların ve film yıldızlarının kahraman olduğu bir toplumda küçük çocuklar sporcu ve film yıldızı olmak ister.

Filistin toplumunda Yahudileri öldürenler kahraman oluyor. Bunun sürmesine izin veremeyiz. Artık bunun olmasına izin veremeyiz.

Teröristler şehit muamelesi görüyorsa barışa varamazsınız. Teröristleri kutsamak barışın önünde devasa bir engeldir. Bu korkunç, korkunç bir düşünce. Bu, kırılmaz bir engel. Bu sona erecek ve inanın bana yakında sona erecek.

Filistinlilerin ders kitaplarında ve camilerde yıllardır teşvik edilen bir nefret kültürü var. Ve eğer barış istiyorsak onların bu eğitim süreciyle işe başlamaları gerekir. Nefret eğitimine bir son vermeleri gerekir. Buna hemen son vermeleri gerekir.

Ahlaki denklik yok. İsrail meydanlara teröristlerin adını vermiyor. İsrail, Filistinlileri rastgele bıçaklasınlar diye çocuklara para vermiyor.

Görüyorsunuz, Başkan Obama'nın anlaşmayla ilgili yanlışı, sürekli olarak dostlarımıza baskı yapıp düşmanlarımızı ödüllendirmesidir.

Ve her zaman bunun olduğunu görüyorsunuz. Bu üslup başkan ve aralarında eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın da olduğu yönetimi tarafından kullanıldı. Bu arada yeri gelmişken Clinton da tam anlamıyla bir faciaydı.

O ve Başkan Obama,İsrail'e kötü, çok kötü muamele ettiler.

Fakat bu sürekli kendini tekrar etti ve Amrika'dan nefret edenlerin cesaretlendirilmesine karşı hiçbir şey yapmadı. İran'ın sihirli bir biçimde dünya topluluğuna katılması umuduyla 150 milyar dolar verdik. Ama olmadı.

Başkan Obama, İsrail'e baskı yaparak meseleyi zorlayacağını düşünüyor. Ancak tamamıyla aksi gerçekleşiyor. Halihazırda Filistin halkının yarısı Filistin IŞİD'i ile Hamas'ın elinde ve diğer yarısı da ilk yarısının üzerine gitmeyi reddediyor. Yani burada, Birleşik Devletler'de güçlü bir yönetim olmadığı sürece asla çözülmeyecek oldukça zor bir durum.

Bunu çözeceğiz, şu ya da bu şekilde çözeceğiz.

Ancak Birleşik Devletler, İsrail'in yanında durursa barış ihtimali gerçekten artar. Katlanarak artar. Donald Trump Birleşik Devletler başkanı olunca işte bu olacak.

Amerikan büyükelçiliğini Yahudi halkının ebedi başkentine, Kudüs'e taşıyacağız.

Ve Amerika ile en güvenilir müttefikimiz İsrail arasında bir ayrılık olmadığına dair açık bir işaret vereceğiz.

Filistinliler, Birleşik Devletler ile İsrail arasındaki bağın kesinlikle kopmaz olduğunu bilerek masaya gelmeliler.

Ve İsrail'e karşı her gün gerçekleştirilen terör eylemlerini bitirme isteği ve gücü ile masaya gelmeliler. Bunu yapmalılar.

Ve İsrail'in bir Yahudi devleti olduğunu ve sonsuza kadar Yahudi devleti olarak var olacağını kabul etmeye istekli bir şekilde masaya gelmeliler.

Bu salondaki insanları seviyorum. İsrail'i seviyorum. İsrail'i seviyorum. Ben, benden önce babam, hayatımın en büyük, inanılmaz onurlarından bazılarını İsrail'den aldım. Kızım, Ivanka, güzel bir Yahudi bebeğine sahip olmak üzere.

Aslında şu anda da olabilirdi ve bence çok hoş olurdu.

Size çok teşekkür etmek istiyorum. Bu gerçekten büyk bir onur. Herkese teşekkür ederim. Teşekkürler.

Çok teşekkür ederim.

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündemin Kodları - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım