Siyonist Medya Türkiye'nin Dış Operasyonlarına Nasıl Bakıyor?

Siyonist Medya Türkiye'nin Dış Operasyonlarına Nasıl Bakıyor?
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

Siyonist Medya Türkiye'nin Dış Operasyonlarına Nasıl Bakıyor?

Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta PKK ve YPG hedeflerine yönelik Siyonibt rejim medyasının bakışını ortaya koyma noktasında Jerusalem Post'ta çıkan bir analizin tam metin tercümesini sunuyoruz.

ABD SURİYE VE IRAK'I İŞGAL ETMEYE HAZIRLANAN TÜRKİYE'Yİ DURDURABİLECEK Mİ?

Ankara'nın tehditleri yeni değil. Ankara 2016'dan beri, sıklıkla Kürt bölgelerini hedef almak suretiyle rutin olarak Suriye'ye yönelik tehdit ve işgallerini sürdürüyor.

SETH J. FRANTZMAN, 21 Kasım 2022

Türkiye, Suriye'ye yönelik yeni bir işgale hazırlanıyor ve muhtemelen -terörle mücadele eylemi olduğu iddiasıyla- Irak'taki harekâtını genişletiyor. Ankara'daki son bombalamadan Suriye'deki Kürt gruplar sorumlu tutuldu, ancak Ankara'nın herhangi bir Kürt grubuyla bağlantısı olmayan bir faili tutukladığı görülüyor.

Ankara'nın tehditleri yeni değil. Ankara 2016'dan beri, sıklıkla Kürt bölgelerini hedef almak suretiyle rutin olarak Suriye'ye yönelik tehdit ve işgallerini sürdürüyor. Türkiye'nin Suriye'deki politikası sadece Kürtlere saldırmakla ilgili değil; aynı zamanda ABD'nin Suriye'deki rolünü azaltmakla da ilgili.

Bu, Ankara'nın gerçek çatışmasının kısmen ABD ile olduğu ve dolayısıyla Washington'un başka bir Türk işgalini önleyebilecek tek güçlü ülke olduğu anlamına geliyor. Tarih, Ankara'nın 2016'dan beri Suriye'deki Kürt bölgelerini işgal etmeyi ve yok etmeyi talep ettiğini ve ABD'nin genel olarak bu işgalleri yavaşlatabildiğini veya önleyebildiğini gösteriyor.

Suriye iç savaşının 2011'de başlamasının ardından Rusya ve İran’ın yanı sıra ABD ve Türkiye de, Suriye'de rol üstlendi. İran ve Rusya rejimi desteklerken, ABD ve Türkiye Suriyeli isyancıları destekledi.

Ancak 2014'te Suriyeli isyancılar o kadar kaotikti ki, aşırılık yanlısı gruplar Türkiye'den geçerek ve IŞİD ve El Kaide bağlantılı gruplara katılmaya başladı. IŞİD görünüşte Irak merkezli aşırılık yanlısı bir örgüttü, ancak daha sonra Suriye'ye yöneldi ve ardından Irak'a geri döndü, her iki ülkenin bir bölümünü fethederek Yezidilere karşı soykırım gerçekleştirdi.

IŞİD ayrıca Kürt bölgelerini kuşattı ve ABD, IŞİD'in ilerlemesini yavaşlatmak için tasarlanmış bir bombalama harekâtı ve özel kuvvetleriyle müdahale etti.

Irak'ta ABD, Irak hükümeti ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile birlikte çalıştı. Suriye’de ise genellikle Halk Savunma Birlikleri'nden (YPG) gelen Kürt savaşçılar arasında ortaklar buldu.

ABD, IŞİD'e karşı bir koalisyon gücü istiyordu, bu yüzden YPG'nin Kürtleri aşarak genişlemesine ve 2015'te Suriye Demokratik Güçleri'ni (SDG) oluşturmasına yardımcı oldu. O zamana kadar Rusya, duruma, Suriye rejimine yardım ederek müdahale etmişti ve isyancılar geri çekiliyordu.

ABD ayrıca hava saldırıları seçeneğinden isyancılara verilen desteği azaltma seçeneğine doğru kaymıştı. 2016 yılına gelindiğinde, SDG IŞİD'i geri püskürtüyordu, ancak Türkiye bu durumdan memnun değildi. Ankara, aşırılık yanlılarının Suriye'ye geçmesine izin vermişti ve IŞİD'in yenilgiye uğratıldığını görmek Ankara'yı endişelendiriyordu.

Türkiye, 2015 yılında yurt içinde PKK ile savaşıyordu ve 2016'da Ankara, YPG'nin PKK'nın bir parçası olduğunu iddia ederek savaşını Suriye'ye genişletmeye karar verdi.

Ankara, 2016'da SDG'nin ilerleyişini durdurmak için Menbiç yakınlarındaki Cerablus'u işgal etti ve ABD'nin Suriye'deki rolüne karşı çıktı. Başkan Donald Trump göreve geldiğinde, Türkiye ABD'ye Suriye'yi terk etmesi ve Ankara'nın IŞİD'in başkenti Rakka'yı ele geçirmesine izin vermesi konusunda baskı uyguladı. ABD aynı fikirde değildi.

2017 yılına gelindiğinde, Türkiye odağını Suriye'yi bölmek üzere Rusya ve İran ile çalışmaya kaydırdı. Türkiye, El Kaide bağlantılı HTŞ'nin öne çıktığı İdlib'i ele geçirecek ve de Suriyeli isyancıları rejimden ziyade Kürtlerle savaşmak için Suriye Milli Ordusu (SMO) adı verilen bir vekil güce kaydıracaktı.

Ankara'nın Suriye'ye teklif ettiği pazarlık, rejimin belirli bölgeleri ele geçirmesine izin vermesi karşılığında isyancıları Afrin'deki Kürtlerle savaşmaya sevk etmek ve Suriye rejimi ile Rusya'nın, sınır bölgesini YPG ve SDG'ye yönelik Türk hava saldırılarına açması yönündeydi. Rusya ve rejim, SDG'nin taraf değiştirmesi ve ABD ile değil rejimle birlikte çalışması durumunda hava saldırılarını durdurmayı teklif etti. SDG bunu reddetti.

O andan itibaren Türkiye önce Afrin'i, oradan da Serekaniye'yi işgal etmeyi planlamaya başladı. Trump yönetimiyle birlikte çalışan Ankara, Afrin için yeşil ışık aldı ve 150.000 Kürt evlerinden sürüldü. Afrin, bir tür mafya tarafından işletilen küçük bir devlet gibi terörize edilmek ve sömürülmek üzere Suriye Milli Ordusu’na verildi.

HTŞ'ye ise İdlib verildi ve 2017'de Rakka'dan kaçan IŞİD'in kalıntıları Türkiye üzerinden veya Suriye'nin diğer bölgelerinden İdlib'e taşındı. ABD özel kuvvetleri daha sonra IŞİD liderini 2019 sonbaharında Türkiye sınırı yakınlarındaki İdlib'de öldürecekti.

2018'deki Afrin işgalinden sonra Türkiye, Suriye'nin doğusunu işgal etme ve SDG'yi ortadan kaldırma tehdidinde bulundu. Türkiye, ABD'ye sınır boyunca bir tür "güvenli bölge" kabul ettirdi. SDG savunma engellerini kaldırdı ve Türkiye devriyelere katıldı, bölgeyi daha sonra işgal edebilmesini kolaylaştıracak incelemelerde bulundu.

2019'un sonlarında Ankara, sınır boyunca bir bölgenin işgalini sağlamak konusunda ABD'ye baskı yaptı ve Serekaniye yakınlarındaki 150.000 kişiyi daha etnik olarak temizledi.

Bu, ABD'nin Kobani'den ve diğer sınır bölgelerinden çekilmesi ve Rusya ile Suriye rejiminin içeri girmesi nedeniyle bir kriz yarattı. Ankara artık Astana'nın Türkiye-İran-Rusya'nın Suriye'yi paylaşma konseptine dayanarak talep ettiği bölünmüş Suriye’yi elde etmişti. Ancak ABD’nin Suriye’de üstlendiği rol, İran, Türkiye ve Rusya'nın önündeki en büyük engel olmaya devam etti.

ABD, sınırdaki Kürt kasabalarından güçlerini geri çekmiş olsa da, ABD güçleri Fırat Nehri boyunca kaldı ve bölgeyi güvende tutmak ve İran ile Suriye rejimini bölgeden uzak tutmak için SDG ve Arap aşiretlerini kullandı.

SDG de ABD ile çalışmaya devam etti, ancak Türkiye Suriye'nin doğusundaki SDG üyelerini öldürmek için insansız hava aracı kullanımını artırdı. Joe Biden yönetimi göreve geldiğinde, Türkiye Kobani, Kamışlı, Tel Tamr, Tel Rifat ve diğer bölgeleri içeren yeni bir işgal talep etti.

Bu talep Rusya ve ABD'nin onayını gerektiriyordu, ancak görünüşe göre iki taraf da talepleri kabul etmedi. 2022 baharında Rusya Ukrayna'yı işgal etti ve Türkiye bunu Suriye'nin daha fazlasını işgal etmesi konusunda bir yeşil ışık olarak değerlendirdi. Rusya'nın yakıt ihraç etmesi ve yaptırımları aşması için Türkiye'ye ihtiyacı var.

Ankara şimdi İstanbul'daki bir saldırıyı başka bir işgal tehdidi için bahane olarak kullanıyor gibi görünüyor. Türkiye, Tel Tamr'daki Hıristiyanları, Tel Rifat'taki Kürt mültecileri ve ayrıca Derik, Kamışlı, Kobani ve diğer bölgelerde yaşayan Kürtleri terörize eden onlarca hava saldırısı düzenledi.

Rusya ve Suriye rejimi, Ankara'nın saldırıları için hava sahasını açmış görünüyor. Türkiye'nin şimdiki hedefi, HTŞ'nin Afrin'i ele geçirmesini sağlamak ve Tel Rıfat, Kobani ve Tel Tamr'daki Kürtlere karşı savaşmak için SMO'nun kalıntılarını kullanmaktır.

Türkiye ve Suriye rejimi, YPG ve SMO'nun birbirleriyle savaşırken etkisiz hale getirilmesini istiyor, böylece Türkiye ile Rusya-İran destekli Suriye rejimi içeri girip ABD'ye bölgeyi terk etmesi konusunda baskı yapabiliyor. Ankara'nın amacı, YPG yanıt verene kadar Kürt bölgelerine saldırmaya devam etmektir. Ve ardından Türkiye, SDG'yi suçlayarak Haseke'ye ve Suriye'nin diğer bölgelerine hava saldırıları talep edecek.

Bu da ABD'yi zor durumda bırakıyor. İran, Irak Kürt Bölgesi'ni bombalıyor, IŞİD ve aşırılıkçılığa karşı mücadelenin anahtarı olan başka bir bölgeyi istikrarsızlaştırıyor. ABD'nin Suriye'de çok az sayıda gücü var ve bunlar Orta Fırat Nehri Vadisi olan MERV'de yoğunlaşmış durumda. Elbukemal ve Deyrizor'un yakınındaki İranlı gruplar sık sık Omar sahasında, Yeşil köyde ve nehrin yakınındaki diğer bölgelerde ABD güçlerini hedef alıyor.

ABD eş zamanlı olarak bu güçlerini İran'dan koruyamaz ve bir Türk işgalini durduramaz. İran'ın Fırat Nehri'nde ABD güçlerini bağlamak için ABD'yi hedef alması, İran'ın Irak'taki Kürtlere saldırması ve ardından Türkiye'nin kuzeydoğu Suriye'yi vurması göz önüne alındığında, İran ve Türkiye’nin bölgede bir iş birliği içerisinde olması mümkündür.

ABD, yeni bir işgali durdurmak için baskı kullanmak zorunda kalacak, ancak Ukrayna'daki savaş bunu zorlaştırıyor. Türkiye kendisini Ukrayna tahıl anlaşmasının garantörü ve Rusya için bir enerji merkezi olarak konumlandırdı. Ankara ayrıca İsrail'le de uzlaştı, böylece ABD-İsrail ilişkileri ve Filistin meseleleri üzerinde bir miktar etkiye sahip olabilir, ve muhtemelen hem Türkiye'nin hem de İran'ın Hamas'tan taraf olduğu Gazze meselesini ısıtmaya çalışabilir.

Bu da ABD'yi karmaşık bir durumun içerisine sokuyor. Önümüzdeki günler ve aylar, ABD'nin yüz binlerce insanın evlerini terk etmesine neden olan bir başka büyük Türk istilasını durdurup durduramayacağını gösterecek.

Ankara "terörizm" ile mücadele ettiğini iddia etse de Suriye’de bombalanan, halktır; işgalle karşı karşıya olan ve daha çok dehşete kapılan halk. Sadece ABD onların terör duygusunu azaltabilir."

KHA (Kudüs Haber Ajansı)

KAYNAK https://www.jpost.com/middle-east/article-722988

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündem - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler

18 Aralık 2022
15 Aralık 2022

Network Yazılım