Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (25)

Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (25)
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (25)

Hamd Âlemlerin rabbinedir. Allahım, Ey Rabbimiz! Senin vechinin celâline ve senin hükümranlığının yüceliğine layık şekilde sana hamd olsun.

Seni bütün eksiklerden tenzih ederiz. Ancak sen kendine layıkıyla senâ edersin; biz seni layıkıyla övmeye güç yetiremeyiz. Allahım semavât dolusu, yeryüzü dolusu ve bunlardan öte dilediğin dolulukta hamd sanadır.

Bütün övgüler ve yücelik sanadır. Kulların hak olarak söyledikleri sanadır. -ki hepimiz senin kulunuz-

Allahım senin verdiklerine mani’yoktur; mani’olduklarına da verilecek/verecek yoktur. Senin katında sâlih amel dışında dünyalık nimetlerin (mal – mülk, evlat) hiçbiri fayda veremez.

Allah’tan başka ilah olmadığına; eşi benzeri ve şeriki olmadığına ve efendimiz, önderimiz, hâbibimiz, şefaatçimiz Muhammed’in O’nun kulu Resulü olduğuna şehadet ederim. Onu kendi kulları arasından seçip kendine dost kıldı. O da emaneti edâ etti, risâleti tebliğ etti ve ümmete nasihat edip Allah için hak üzere cihad etti. Biz de buna şahitlik edenlerdeniz.

Selât ve selamların en güzeli ona, pak aline, seçkin ashabına ve din gününe kadar kendisine ihsan üzre tabii olanların üzerine olsun.

Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve kişi yarın için önden ne gönderdiğine baksın. Allah’tan sakının. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr/18)

Kıymetli kardeşlerim öncelikle şu son günlerini yaşadığımız hicri ve kameri ayımızı anlatmakla başlayalım. İlan olunduğu gibi yarın yeni yılın başlangıcı olacaktır. Tabi bu konuda bir kaç problem var. Mesela camimizde bulunan elektronik takvime bakın ya da telefonlardaki bazı uygulamaları takip edin.. Bunlar bugünün Muharrem’in 1’i olduğunu gösteriyor. Bir sitede perşembe gününü gösterdiğini gördüm. Tabi bu problemler hesaplamalarla alakalı. Tarihçiler, insanlar hatta takvimleri ayarlayanlar orucun ilk günü, kurbanın ilk günü ve senenin birinci gününü aynı güne denk getirmeye alıştılar. Diyelim ki orucun da kurbanın da ilk günü cumartesiye denk geldi, o zaman senenin ilk günü de cumartesi olmak zorundaymış gibi bir algı oluşturuldu. Bir de dillendirdikleri bir hadis var, oruç tuttuğunuz ve kurban kestiğiniz gün seneninizin ilk günüdür şeklinde. Bunun hadis olma imkanı yok. Çünkü peygamber efendimiz zamanında böyle kesin ve keskin yıl dönümü, senenin başlangıcı gibi şeyler yoktu. Bunlar sonradan oluşmuş ve ayrıntılandırılmış şeylerdir.

Hicri - Kameri takvime dayanarak işlerini yapma meselesi Ömer b. Hattab’ın (r.a.) döneminde başlamıştır. Yani aşağı yukarı hicri yedinci yıl dolayları.. Bu da zaten Hazreti Ali’nin bir işaretiyle olmuştur. Araplar zaten kendi tarih sistemlerine göre hayata devam etmek istiyorlardı. Bu konuyu aralarında konuşarak farklı görüşler beyan ettiler. Kimisi dedi ki Hz. Peygamber’in doğumunu esas alalım kimisi vefatını esas alalım dedi. Fakat Hz. Ali’nin başını çektiği bir grup hicretini esas almak gerektiğini söyledi. Çünkü hicret öncellikle Allah’ın da nitelediği gibi bir zaferdir:

“Eğer siz ona (Resûlullah'a) yardım etmezseniz (bu önemli değil); ona Allah yardım etmiştir: Hani, kâfirler onu, iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çıkarmışlardı; hani onlar mağaradaydı; o, arkadaşına. Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine Allah ona (sükûnet sağlayan) emniyetini indirdi, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanların sözünü alçalttı. Allah'ın sözü ise zaten yücedir. Çünkü Allah üstündür, hikmet sahibidir.” (Tövbe, 40)

Bu ayete göre rabbimiz hicreti zafer olarak niteliyor. Buna dayanarak dediler ki hicreti esas alalım. Ayrıca aylarla ilgili ayetler, örneğin: “Allah katında aylar on iki tanedir.” ayeti hicretten sonra inmiştir. Bu ayeti ele alalım: “Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah'a göre ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü hürmetli aydır.” (Tövbe, 36) Biz bu ifadeden bunların kameri aylar olduğunu anlıyoruz zaten. Hıristiyan dünyasında bile ayların bugün bildiğimiz şekliyle kullanılması MS 350’lere kadar gelir. Ayette geçen dördü hürmetli aydır peş peşe gelen kameri aylardır: Zi’l-kade, zü’l-hicce, muharrem ve recep ayıdır. Ayetin devamında işte sağlam din budur diye ifade geçer. Peki neden? Neden hürmetli dört aydan sonra sağlam din budur şeklinde bir ifade geçmiştir?

İşte bu aslında İslam’ın ve İslam şeriatının selamete ve barışa verdiği önemi gösterir. Çünkü bu aylarda savaşmak yasaktır. “ O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin” Yani bu aylarda kendinize kötülük etmeyin ve kan dökmeyin demektir. İşte gerçekten sağlam din budur!

Fakat burada yine dikkat çekilmesi gereken bir konu var: Haram aylar katil ve öldürme meselesiyle ilgili.. Örneğin hacla oruçla ilgili değil.. Çünkü devamında: “Onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.” buyruluyor. Arkasından gelen ayette ise bu ayların yerini değiştirmekle ilgili: “Sapıtmak için hürmetli ayların yerlerini değiştirip geciktirmek, küfürde gerçekten ileri gitmektir.” buyruluyor. Çünkü bu ayları kafasına göre ya da hevasına göre ileri almak ya da öne almak küfrün daniskasıdır. Ayetin tamamını okuyalım: “Sapıtmak için hürmetli ayların yerlerini değiştirip geciktirmek, küfürde gerçekten ileri gitmekdir. İnkar edenler Allah'ın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için, onu bir yıl haram, bir yıl helal sayıyor, böylece Allah'ın haram kıldığını helalkılıyorlar. Kötü işleri kendilerine güzel göründü. Allah inkar eden toplumu doğru yola eriştirmez.”

Bu ayetten sonra savaşmaktan kaçınıp erinen müslümanları yeren ayetler gelir: “Ey inananlar! Size ne oldu ki, "Allah yolunda, savaşa çıkın" dendiği zaman yere çöküp kaldınız?”

Bundan sonra özetle şu anlama gelen hicret ayetleri iner: Eğer siz Hz. Peygamber’in şerefli zafer sancağından ya da İslam’ın gölgesinden çıkarsanız Allah size muhtaç değildir. Allah peygamberine mağarada arkadaşıyla beraberken ve başka kimse yokken yardım etmişti.. Oysa o zaman müşrikler onları her yandan kuşatmıştı. Kendilerine vaat edilen (Peygamberimizi yakaladıkları taktirde Mekke eşrafının vaadettiği büyük paralar) ödülleri almak için onu fellik fellik arıyorlardı. Peygamberimizi koruyacak kimse de yoktu.. Hatta Süraka b. Malik onu yolda yakalamıştı da atının ayakları defalarca toprağa battı! Oysa o çok önemli ve usta bir biniciydi. Çevresine bakarak kendisini kimsenin görmemesine sevindi, bir daha denedi sonra bir daha denedi fakat bu işte bir iş olduğunu anlayınca İslam’a girdi. Hatta yalvararak Peygamber efendimizden eman diledi. Düşünsenize adeta koca bir ordunun ve en iyi at binicilerinin savunmasız bir adamın arakasınaa düştükleri bir sahne.. Fakat Süraka gibi mahir bir süvari atının ayakları yere batmış halde peygamberimizden eman dileniyor!

Süraka peygamberimizin peşine düşmeden arkadaşları onunla gelmek istemiş fakat o ödülü tek başına almak istediği için hepsini elinin tersiyle itmişti. Böyle bir adam biraz sonra Ey Muhammed! Bana eman ver diye yalvarıyor. Allahu ekber!

Bu sahne tıpkı günümüzü anlatıyor. Avrupa ve ABD’nin şımarık çocuğu İsrail bugün Lübnan direnişinden eman dilemeye başladı. Haberler göre artık Lübnan petrolünü istemedikleri savaşmaktan çekindiklerine dair şeyler yayılıyor. Evet yukarıdaki örnek bugün tam bizi anlatır, siyonizm bugün eman talep ediyor!

Peygamberimiz Süraka’ya: “Ey Süraka! Bir gün Kisra saraylarının anahtalarını eline almak istemez misin?” diye sormuştu.. Düşünebiliyor musunuz? Bir arkadaşı hariç yanında kimsesi olmayan, çölde tek başına kalmış, şehrinden dışarı edilmiş bir kişi sana bunu vaat ediyor! Hem de diyor ki sen kralların tacını takacaksın. Süraka da şaşırarak: Kisra dediğin Hürmüz mü? diye soruyor, yani gerçekten o meşhur kral olup olmadığını anlamak için. Tabi kisra demek perslerin dilinde kral demek. Özel bir isim değil yani.. Süraka kendi döneminin kisrası olan İbn Hürmüz’ü soruyor. Peygamberimiz onaylayınca ona inanıyor. Evet, çölde tek kalmış bir adama inanıyor. Gerçekten de 14 sene geçiyor.. Tabi bu arada Süraka müslüman olunca da çok iyi bir müslüman oluyor bedir, uhud, ahzab gibi önemli savaşlara katılıyor ve çok büyük cihat abidesi oluyor. Fakat peygamberimizin sözü hala aklında. İşte 14 sene sonra dağ gibi bir ganimet geliyor.. Hz. Ömer Efendimizin döneminde gerçekleşiyor bu hadise. Tabi Hz. Ömer bu konularda çok hassas, gerçekten bu ganimetleri tamamen halka dağıtmak zorunda olduğunu biliyor ve bunun kaygısıyla koşturuyor. Çünkü o kadar yüklü bir ganimet ki her hangi bir savaşçı çok küçük bir parçayı cebine indirebilir. Ki buna dair de örnekler var hatta tam da bizim bugün de yaptığımız bir şey bu..

Sonrasında Hz. Ali ona dönerek: Sen emin bir insansın, çalan birisi olsaydın senin yönettiğin insanlar da seni taklit ederdi, fakat sen emin bir insansın diyor. Hz. Ömer kisra tacını görünce derhal Süraka’yı çağırır, Süraka Peygamberimizin kendine vaat ettiği şeyleri giyerek insanların arasında dolaşmaya başlar. O zaman bir kıyamet kopar ve herkes tekbirlerle tehlillerle peygamberimizin sadakatini tebcil etmeye başlar. Allah ona salat ü selam etsin..

Evet arkadaşlar.. Bu Süraka hadisesi hicret olayının en önemli ayrıntılarından biridir. Fakat her sene söylediğimiz gibi yine şu konuya dönelim: Hicret 1 Muharrem’de gerçekleşmedi. Çünkü hicret çok uzun bir hadisedir, peygamberimizin yola çıkması, yolculuğu, gizlendiği dönem vs. derken bir iki aylık bir meseledir zaten. Fakat müslümanlar hicri takvimi benimsediklerinde yukarıda anlattığımız gibi düşündüler.. Hangi ayı seçelim diye soruşturdular ve hicret ayını seçtiler. Ona bir dediler, geri kalanı da ona göre ayarladır ve sene de hicri sene ismini aldı. Fakat bu isim dolayısıyla biz de artık her hicri yıl dediğimizde bu ayın başlangıcı olarak kabul ettiğimiz hicret hadisesini anmaya ve anlamaya başladık. Yani peygamberimiz ayın birinde değil ama birinci ayın içerisinde hicret etmiş oldu. Ona salat u selam olsun.

Biz kameri takvimi -oruç ve hac ibadetleri dolayısıyla- esas almak zorundayız. Fakat bu bizim şemsi takvimi de örselediğimiz anlamına gelmez. Çünkü insanlık uzun bir tecrübe sonrasında bu takvimde ittifak etmiştir. Güneş takvimi aydan zordur çünkü ayı çıplak gözle görmek ve hareketlerini takip etmek pek kolay bir hadisedir. Bütün toplumlar bunu rahatlıkla yapabilir. Güneşe göre ayarlamak ise zordur, güneşin dönüşünü hesaplamak dört mevsim 365 gün.. Bunlar kolay şeyler değil. Sonrasında dört senede bir, güneşin dönüşüne göre yılın gün sayısının arttığını farkettiler vs. Tabi bunlar çok ayrıntılı konulardır fakat biz bunlara girmeyeceğiz.

Fakat biliyoruz ki Bizans krallarından August’tan yola çıkarak Ağustos, Julios’tan yola çıkarak July şeklinde aylara isim verildi. Bir aydan bir gün alıp şu imparatora verdiler, başka imparatorun ayı için diğer aydan aldılar derken çoğu otuzda sabitlendi Şubat’tan iki gün alındı vs.

Kaldı ki bizim orucumuz kameri takvime göre olsa da örneğin namazımız güneşe bağlıdır. Güneşin doğması batması vs. Bu konuda konuşmak sözü uzatır. Şimdi başka bir konu konuşmak istiyorum. İçinde bulunduğumuz bir hadise: Hizbullah’taki kardeşlerimiz..

Kuruluşlarının 40. yılını kutluyorlar.

Bu bizi de ilgilendirir çünkü Hizbullah bizim günlerimizi gecelerimizi, savaşlarımızı ve barışlarımızı hatta geleceğimizi ilgilendirir!

Fakat tabi Hizbullah’ın yaptıklarını çekemeyen kimseler de var. Bunlar kendilerinden başka herkesin mağlup olmasını isteyen kişilerdir. Başarısız talebenin başarılı olana sebepsiz yere bilenmesi gibi.. Hizbullah’la ilgili problemleri Hizbullah’ın zafere erişmiş olmasıdır. Hem de bir iki değil defalarca kazanmış olmasıdır. Ayrıca Hizbullah’ın mantığının sağlam ve doğru bir mantık olduğunun da farkındalar. Hizbullah liderinin konuşmalarının nasıl bir selaset ile aktığını ve dinleyenleri ikna ettiğini görüyorlar. Tabi bu konudaki asıl etmen çekememezliktir. Buradaki selefiler de bu tavrı görüyoruz onlar siyonizmi ve yahudileri Hizbullah’a tercih ettiler. Onlar Lübnan’ı isteselerdi evet bu olabilirdi fakat onlar Yahudileri tercih ettiler.

Hıristiyanların Hz. İsa Efendimizle ilgili sözlerini -İncillerde geçtiği haliyle- bir hatırlayalım. Rivayete göre Hz. İsa -ki kendisinin bir mabet veya tapınağı yoktu- Yahudilerin içerisini putlarla doldurduğu Süleyman Mabedine girmiş ve demişti ki: Siz Allah’ın evini hırsızların inine mi çevirdiniz?

Bugün de sanki Hz. İsa aramızdadır ve bize aynı şeyi söylemektedir.

Onların konuştukları (Selefiler) hiç bir şekilde ikna edici değil. Bu söylediklerimiz sadece birer örnek ve Hizbullah düşmanlığından ibaret. Düşmanlık yapıyorlar. Fakat siyonizmi İslama ve Araplara tercih eden herkesin ortak tavrı budur. Onları işgalci olarak görmezler. Gerçekten onu düşman olarak benimsemezler. Ayrıntıları hepiniz biliyorsunuz tekrarlamak istemiyorum!

Hizbullaha düşmanlık eden Allah’ın Nisa suresindeki şu ayetini hatırlatır:

“Kendileri küfre saptıkları gibi, sizin de sapmanızı isterler ki eşit olasınız.” (Nisa, 89)

Bir düşman ki senin de kendisi gibi yenilmeni ister, ya da onun gibi kafir veya itikadı bozuk olmanı ister. İkinci bir ayette şu: “Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır.” (Maide,8) Evet Hizbullah’ı sevmiyor olabilirsin. Bunun da sebebi Hizbullah’ın mezhebi veya başka bir şey olabilir. Fakat onun herkesin hayrına iş yaptığını inkar edemezsin. Ümmetin seyrini farklı yöne taşımıştır ve bunu da kimse inkar edemez.

Başka bir konu da şudur: Rabbani bir durum var kardeşlerim. Evet insanların ön yargılarını göz ardı edersek rabbani bir durum var. Güzel bir söz var, Muhammet Mütevelli Şaravi, Hüsnü Mübarek’e söylüyor: Sen buraya Allah’ın kudreti sayesinde geldin. Evet şu söze bakın!

Devamında şunu söyler:

Allah Nemrut hakkında -ki Nemrut insanlara en kötü yönetimi uygulayan kişi olmuştur- Bakara Suresinde şöyle buyurmuştur:

“Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi?”

Rabbimiz Nemrut için, Allah’ın kendisine nimet verdiğini söylüyor. Nemruta malı veren Allah’tır. Nemrut ise mücrim ve en büyük isyancıdır. Yani herkesin sahip olduğu şey Allah sayesindedir. Alim olsun zalim olsun, mümin olsun kafir olsun. Tüm mülk Allah’tandır. 40 Senedir Hizbullah’ın yaşadığı şeyler Allah’ın apaçık yardımıdır. Şimdi bunu tek tek anlatamayacağım ama bu çok açık bir konudur. Allah bu hizbe yardım ediyor ve onlar da bununla yürüyor. Çünkü onların bir vazifesi var! Daha önce bunu konuşmuştuk. Bu hizb ümmetin ilerleyişinde çok önemli bir katkısı var. Bunu şuanda görüyoruz. Filistin halkının tarihi başarısıyla beraber -ki bunun başarısını düşman dosttan önce takdir eder- ele almak gerekir. Nitekim Filistindeki direniş bile buraya borçludur çünkü onun sayesinde güçlenmiştir.

Fakat bu ümmete yeni giren bir şey var. Yenilenler, hainler, münafıklar ve şüphelenenler bu ümmette yepyeni bir şey olduğunu itiraf etmek istemiyorlar. Oysa bu ümmet her şeye rağmen, bayrağında kelime-i tevhit taşıyıp normalleştirme politikalarına girenlere rağmen bunu başarıyor. Kabe vaizini gördük.. Normalleştirmenin başını çeken Polonya’da Yahudi mezarlığını ziyaret edip duan eden aşağılık bir adamı vaiz yaptılar. Kabenin bağrına Yahudi gazeteci ve vatandaşları soktular, ellerini kollarını sallayarak Hz. Hamza’nın kabri gibi önemli yerlere gidiyorlar. Biraz daha anlatalım mı bu konuyu?

Muhayrik diye birisi vardır. Bir sahabe. Anlaşmaya göre Peygamberimize saldırı düzenlendiğinde Yahudiler ona yardımcı olacaktı. Fakat Uhud savaşı cumartesi günü oldu. Peygamberimiz onları çağırdığında Cumartesi günü savaşamayacaklarını söyleyerek anlaşmadan caydılar. Muhayrik de çıkıp onlara bir konuşma yaparak onlara yalancı olduklarını yüzlerine haykırdı. Sizin bu inatlaşmanız yalandır ve yaptığınız yanlıştır diyerek Uhud’da müslümanların safında savaşmıştır ve şehit olmuştur. Peygamberimiz onun için: Muhayrike en hayırlı yahudidir demiştir ama müslüman olduğu söylenmemiştir. İşte Hz Hamza’nın kabrinin yakınlarında olan Muhayrik’i ziyaret etmek istediğini söyleyen Yahudiler aklımızla dalga geçmeye çalışıyor. İşte Hizbullah bunları engelliyor.

Şimdi bir söz söyleyeceğim bu söz bugünkü hutbenin yerine geçebilir:

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. Onlar mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

(Maide, 54)

Hizbullah’ın özelliği tam kırk senedir müslümanlara karşı son derece şefkatli olmak ve kafirlere karşı son derece şiddetli olmaktır. Diğer müslüman gibi geçinenlerde ise sadece kafilrlere karşı yumuşak olup müslümanları ezme eğilimleri görüyoruz.

“Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.” (Ahzab 56)

 Allah’ım İbrahim ve âline salat ve selam ettiğin gibi Muhammed ve âline salat ve selam eyle. Allah’ım İbrahim ve âlini bereketli kıldığın gibi Muhammed ve âlini bereketli kıl. Şüphesiz sen Hamidsin, Mecidsin.

 Allah’ım bizi mağfiretinle bağışla ve bize merhamet et, bizi affet ve kendinden başkasına muhtaç etme, kafirlerin tuzağını geri çevir, anne ve babalarımızı mağfiret eyle, Kuran’ı kalbimizin baharı kıl. Allah’ım bizi muzaffer kullarından eyle, bizi galip gelen ordundan kıl, bizi onlara korku ve hüzün yoktur dediğin kullarından eyle. Allah’ım bize hakkı hak olarak göster ve ona tabi olmayı nasip et ve batılı batıl olarak göster ve bizi ondan uzak tut, bizimle ol; aleyhimizde olma, halimizi daha iyi bir hale değiştir. Allah’ım Filistin’deki, Lübnan’daki ve her yerdeki kahraman mücahitlerimize yardım et, halimizi daha iyi bir hale değiştir. Allah’ım anne babalarımıza ve üzerimizde hakkı olanlara mağfiret buyur.

 “Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder, hayasızlıktan, kötülükten ve zorbalıktan da nehyeder. Olur ki öğüt alırsınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 90)

KUDÜS GÖNÜLLÜLERİ EĞİTİM AKADEMİSİ

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündem - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım