Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (24)

Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (24)
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (24)

Hamd Âlemlerin rabbinedir. Allahım, Ey Rabbimiz! Senin vechinin celâline ve senin hükümranlığının yüceliğine layık şekilde sana hamd olsun.

 Seni bütün eksiklerden tenzih ederiz. Ancak sen kendine layıkıyla senâ edersin; biz seni layıkıyla övmeye güç yetiremeyiz. Allahım semavât dolusu, yeryüzü dolusu ve bunlardan öte dilediğin dolulukta hamd sanadır.

 Bütün övgüler ve yücelik sanadır. Kulların hak olarak söyledikleri sanadır. -ki hepimiz senin kulunuz-

 Allahım senin verdiklerine mani’yoktur; mani’olduklarına da verilecek/verecek yoktur. Senin katında sâlih amel dışında dünyalık nimetlerin (mal – mülk, evlat) hiçbiri fayda veremez.

 Allah’tan başka ilah olmadığına; eşi benzeri ve şeriki olmadığına ve efendimiz, önderimiz, hâbibimiz, şefaatçimiz Muhammed’in O’nun kulu Resulü olduğuna şehadet ederim. Onu kendi kulları arasından seçip kendine dost kıldı. O da emaneti edâ etti, risâleti tebliğ etti ve ümmete nasihat edip Allah için hak üzere cihad etti. Biz de buna şahitlik edenlerdeniz.

 Selât ve selamların en güzeli ona, pak aline, seçkin ashabına ve din gününe kadar kendisine ihsan üzre tabii olanların üzerine olsun.

Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve kişi yarın için önden ne gönderdiğine baksın. Allah’tan sakının. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr/18)

 Değerli kardeşlerim Yüce Allah, ümmetler arasında ümmet-i Muhammed’in en üstün ümmet olmasını ister. Buna ilişkin şöyle buyurur:

 Böylece sizi, insanların üzerine şahit olmanız ve peygamberin de sizin üzerinize şahit olması için orta bir ümmet kıldık.” (Bakara 143)

Bizim en hayırlı ümmet olmamızı ister:

 “Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder kötülükten alıkoyarsınız ve Allah'a iman edersiniz.” (Ali İmran 110)

Bizim dünyada en üstün ve en hayırlı ümmet olmamızı isterken ahirette de ümmetlere şahitlik etmemizi ister. Fakat çoğumuz geri kalmamız için adeta çabalıyor.

 “Ey iman edenler! Size ne oldu ki "Allah yolunda savaşa çıkın" denildiği zaman yere çakılıp kaldınız. Ahiretin yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının geçimliği ahirete göre çok azdır. Eğer savaşa çıkmazsanız (Allah) size acıklı bir şekilde azab eder ve sizin yerinize başka bir topluluk getirir; siz de O'na bir zarar veremezsiniz. Allah her şeye güç yetirendir.” (Tevbe 38, 39)

Allah’ın “yola çık” emrini yerine getirmezsen sevap kazanma fırsatını kaçırmakla kalmazsın azaba da çarptırılırsın. Ayet ne diyordu:

 “Eğer savaşa çıkmazsanız (Allah) size acıklı bir şekilde azab eder ve sizin yerinize başka bir topluluk getirir siz de O'na bir zarar veremezsiniz. Allah her şeye güç yetirendir.”

 “Sizin yerinize başka bir topluluk getirir” ifadesi çok açıktır. Bu ifadeyle söz konusu azabın ahiretten önce bu dünyada verileceğini anlıyoruz. Bununla ilgili Hadisler de var: “Müslümanlar (ümmetin düşmanlarıyla) savaşan fırkadan geri kalırlarsa, düşmana karşı savaşmak yerine birbirlerine düşerler.” Bugün bu oluyor…

 Gerek Lübnan’da gerek Filistin’de gerekse başka yerlerde ümmeti yenilgiden sonra düşmana karşı savaşabilecek onura taşıyan büyük bir tecrübe var Müslümanların elinde. En basitinden örnek verecek olursak ömrümüz boyunca sürekli Arap ülkeleri, İsrail’i BM’ye şikayet ediyorlardı. BM’ye İsrail’in işlediği suçları, ihlalleri veya tuzakları bildirmek suretiyle şikayetler gönderiyorlardı. Fakat bugün İsrail Lübnan’ı BM’ye şikayet ediyor. Bu büyük bir gelişme değil midir kardeşlerim? Lübnan’ı SİHA’lar gönderdi diye BM’ye şikayet ediyor. Süper güç Amerika bizi veya bizden bazılarını şikayet ediyor. Mesela Biden, İran’ı Rusya’ya İHA’lar satıyor ve üstelik bu sihaları kullanmaları için eğitmen gönderiyor diye şikayet ediyor. Düşünün bir İslam ülkesi büyük bir ülkeye İHA’lar ve bunları nasıl kullanmalarını öğretecek eleman gönderiyor. Bu görünür bir devrim değil mi? Bu doğusundan batısına kadar ümmeti yücelten bir şey değil midir? Bu İran’dan Gazze’ye kadar bir direniş topluluğunun tüm zorluk ve meşekkatlere rağmen göstermiş olduğu sabrın bir neticesi değil midir? Üstelik sayısal bakımdan bu direniş ekseni bir Müslüman ülkenin yüzde onuna bile takabül etmezler; Körfez ülkelerinin, Mısır’ın ordusuna oranla direniş ekseninin askeri sayısı yüzde yedi mi, yüzde dört mü bilemiyorum… Yani onlara göre düşük bir oran… Bu bir irade meselesidir; acziyet meselesi değildir. Bu mevzu, Resulullah’ın şu hadisini bana hatırlattı: “Allah’tan yardım dile ve acziyete düşme.” Yani buna göre insan aciz değildir, karar sahibidir. Acziyete girmeye de kendisi karar verir. Bugün Batı artık bize farklı bir gözle bakıyor. Fakat bizi geride bırakmak ve ilerleyişimizi engellemek için bizi temsil ettiğini iddia eden bir takım krallar, emirler, hükümetler ve servet sahipleriyle çalışıyor. Ve maalesef çok kişi, Batı’nın bu tuzaklarının bir parçası olmak için uğraş veriyor. Bunu İHA’lar hakkında, açıklamalarıyla Siyonistlerle mücadelede yeni bir merhale açan Seyyid Hasan Nasralla hakkında yaptıkları yorumlarından görüyoruz. Oysa o, tüm Lübnanlıların kaynaklarını savunuyor. Buna rağmen yaptıkları çirkin yorumlarla bunu gölgelemek istiyorlar. Direniş bizi zirveye taşıyor, onlar ise bizi dibe düşürmek istiyor; direniş bizi en yükseğe taşımak isterken onlar en alçağa bizi bağlamak istiyor. Direniş bizi ileriye taşımak isterken onlar bizi geride bağlıyor. Bu yaklaşık olarak Resulullah (s.a.v)’ın şu hadisinde buyurduklarına benzer. Resulullah, şöyle buyuruyor:

 Benim ve sizin durumunuz, ateş yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve pervaneler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden çıkıp, ateşe düşüyorsunuz. (Müslim, Fezâil 19. Ayrıca bk. Buhârî, Rikâk 26; Tirmizî, Edeb 82)

 Şu fotoğrafın muazzamlığına bakar mısınız! İnsanlar ateşe Amerika’nın vaadleri sevinciyle, barış vehimleriyle koşuyorlar. Orda ölecekler, zillete düşecekler tıpkı diğerlerinin başına geldiği gibi. Borçların ve zilletin altında ezilen Mısır ve Ürdün’ün başına geldiği gibi… İsrail ile barış içine girenlerin hiçbiri saadete erişmedi. Nasıldı hadis: “Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden çıkıp, ateşe düşüyorsunuz.” İşte bugün olanlar bundan ibarettir. Bunlar en kötüye doğru gidiyorlarken direniş ve ümmetin salih toplulukları bunları Amerika’nın veya Siyonistlerin ateşiyle kendilerini öldürmekten men etmek istiyorlar. Buna ilişkin Belam bin Baura üzerinden Kuran-ı Kerim’de daha bariz bir örnek verilir. Belam bin Baura ki, Allah ona ilim ve mekan vermişti ve ne kendisinden önce ne de sonra hiç kimseye öğretmediği bir şeyi öğretmişti. Ona Allah’ın İsm-i Azamını öğretmişti. Belam bin Baura Hz. Musa döneminde yaşamış büyük bir alimdi. Allah’ın İsm-i Azamını yani en büyük ismini biliyordu, o isimle dua eder duası hemen icabet bulurdu. Yani zirvedeydi. Fakat ona vesvese veren geldi ve ona dedi ki, madem senin her duan kabul görüyor, o halde Musa’ya ölmesi için beddua et ki ölsün ve onun yerine sen geç. Bu teklif onun kafasına yatar, bunun üzerine kalkıp sürekli oradan dua ettiği, muayyen yere gider. Tam dua etmek isterken dili bir köpeğin dili gibi bir karış dışarı sarkar. Yüce Allah, onun hakkında şöyle örnek verir:

 “Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalanlayan topluluğun durumu böyledir. Bu kıssayı anlat, olur ki düşünürler.” (Araf 176)

 “kendisine ayetlerimizi verdiğimiz sonra da onlardan sıyrılıp çıkan ve şeytanın onu peşine takması dolayısıyla azgınlardan olan kimsenin haberini de oku. Biz dileseydik onu onlarla (o ayetlerle) yükseltirdik. Ancak o kendisini yeryüzünde sonsuza kadar kalacak sandı ve arzularına uydu. Onun durumu, üstüne varsan dilini sarkıtıp soluyan, kendi başına bıraksan dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir.” (araf 175, 176)

 Ayette “biz dileseydik onu o ayetlerle yükseltirdik” deniyor. Yani hem dünya hem ahiret saadetini verirdik bu mümkündü, deniyor. Evet, barış veya normalleşme adı verilen adımları üstün tutan kimselerin durumu Belam bin Baura denilen kişinin durumuna benzer. İzzet onların evlerine, konumlarına uzak yakın bütün şehir ve devletlerine varmışken onlar zilleti tercih etti. Onlara izzet teklif edildi ancak onları zilleti tercih etti. Onlara zafer teklif edildi onlar ise yenilgiyi tercih etti. Onlara Allah’ın rızası teklif edildi onlar ise Allah’ın gazabını tercih etti.

 Fakat ey değerli kardeşlerim, bunlar bu büyük yürüyüşe herhangi bir tesirde bulunamazlar. Direnişin yürüyüşü sürüyor… Buradan hiçbir zayıf ona engel olamaz oradan hiçbir hain veya cahil ona etki edemez, onu geri bırakamaz. Bunu yaklaşık kırk yıldır süren mütevazi tecrübemizden kanıtlayabiliriz. Evet, İsrail’in istilası ilk başladığında bazı alimler, mütefekkirler, hocalar da dahil olmak üzere kendilerine uyarıcı diyen bazı kimseler nasıl teslim olmamız gerektiğini ve işgalcilerle birlikte yaşayabilmenin yollarını tartışmaya başladılar. Biz ise Allah’ın yardımıyla o andan beri İsrail’in kesin bir şekilde zeval bulacağını söyledik ve bunun için çalıştık. Bunu yaparken ayetleri, hadisleri, rivayetleri hatta Yahudilerin rivayetlerini de delil olarak gösterdik. Yine Yüce Allah’ın Yahudilerin korkak ve gerici olduklarını bize haber verdiği delillere dayandık. Ve gerçekten de bu oldu. Sayda’da iki yıl sekiz ay süren İsrail işgali dayanamadı ve en son bir anlaşma bile talep etmeden kaçtı. Verdikleri bütün çabalara rağmen 17 Mayıs anlaşması düştü. Hatta Beşir Cümeyil, bile anlaşma yapma cesareti göstermedi. Çünkü seçildiği ilk anda İsrail’le bir barış anlaşması imzalayacağım diyordu. Fakat bunu yapamadı. Bunun yapmamasının sebebi vatani hassasiyetten veya Yahudi düşmanlığından dolayı değildi. Kendisi bizzat itiraf etti zaten… O zamanlar Körfez ülkeleri Araplığa dair az da olsa bir onur taşıyorlardı. Beşir Cümeyl eğer anlaşma imzalarsam ekseriyeti Hristiyanlardan olmak üzere Körfez ülkelerinde çalışan yaklaşık elli bin Lübnanlıyı kovarlar diye çekindi.  Yani Beşir Cümeyil onların işine yaramadı, 17 Mayıs anlaşması onların işine yaramadı. 16 Şubat 1985’te hiçbir koşul öne sürmeden ve hiçbir anlaşma talep etmeden çıktılar. Bu daha önce olmamış bir şeydi. O zaman kendilerine uyarıcı diyenler böylesine büyük bir güce karşı koyamayız, “Allah bir insana taşıyamayacağı yükü yüklemez” diye ortalığı velveleye veriyorlardı. Hatta “İsrail’le savaşmak haramdır” demeleri için İslami adı verilen bazı fırkalara gittiler. Neden? Çünkü bu şeri olarak bir yükümlülük değilmiş. Çünkü biz buna güç yetiremezmişiz. Tabi ondan sonra bütün yalan dolanlar ifşa olundu. Bugün sizi müjdeliyoruz ki, normalleşme yalanları da ifşa olacak, Amerika’ya güvenenler ifşa olup zillete düşecek, Lübnan’daki, Filistin’deki veya başka yerlerdeki direnişi örselemek isteyenler rezil rüsva olacaklar. Çünkü onlar bunu yapma görevini yerine getiremedikleri gibi entrika ve tuzakların da bir parçasıdırlar. Amerikan Siyonist siyasetin de bir parçasıdırlar.

                                    **************2.HUTBE**************

Hamd Allah’adır, salat ve selam yaratılmışların efendisi Allah’ın elçisi Muhammed’e ve onun yolunu takip edenlerin üzerine olsun. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun elçisidir.

                            “Ey İman edenler Allah’tan sakının”

Evet, Nebevi Sünnette bugün içerisinde bulunduğumuz hale benzeyen bir durum vardır. O da Resulullah (s.a.v)’in şu sözleridir: “Bana benden önce hiçbir peygambere verilmeyen şu beş şey verildi:

  1. Şefaat izni bana verildi. (Biz bunu Ramazan ayında detaylarıyla anlatmıştık. Hesap gününde Peygamber bütün yaratılmışlara büyük bir şefaatte bulunacak. Bu kendisine verilen Mahmud makamıdır. Ümmeti bütün ümmetlere şahit kılındığı gibi o da ümmete şahit kılındı mealindeki ayetin açıklanmasıdır.)
  2. Bir aylık mesafeden düşmanların kalbine korku verilmekle bana yardım edildi. (İşte bu bugünkü halimizle yakından ilişkilidir. Kardeşlerim Hizbullah İHA’ları gönderdiğinde İsrail İHA’ların durumuna dair düştü mü yoksa bir hedefi vurdu mu diye bir açıklama yapmadı. Sonra sizin de bildiğiniz gibi İsrail medyası iki İHA’nın düşürülmesi hususunda İsrail’in zorluk çektiğini açıkladı. Sonra Seyyid Hasan Nasrallah “İsrail’in İHA’ları düşürmesini biz istiyorduk ki oranın güvenli bir yer olmadığı ilgili bütün kurum ve şirketler görsün. Allahu Ekber! Bu nasıl izzetli bir duruş! Düşüne biliyor musunuz İHA’ların düşürülme planını bile biz yapıyoruz. İlkin onlar açıklamada bulunmadı, ta ki Hizbullah açıklamada bulunana kadar. Evet Hadis neydi? “Düşmana korku verilmekle bana yardım edildi” yani savaşsız bir şekilde. Bunun olması mümkündür. Sadece tehdit yoluyla zafer elde edilebilir. Bu Tebük savaşında meydana gelmişti. Peygamber (s.a.v) Müslümanlarla birlikte Medine’den Tebük’e kadar altı yüz km mesafeyi kat ettiler. Orada yaklaşık bir ay konakladılar fakat Rumlar savaşmaya gelmedi.)
  3. Benden önce hiçbir peygambere helal olmayan ganimetler bana helal kılındı. 
  4. Yeryüzü bana temiz ve her tarafı mescit kılındı. Öyle ise namaz vakti geldiğinde ümmetimden biri namazını kılsın.  (Daha önceki ümmetler, ibadet etmeleri için belirli bir mekanları vardı. Fakat Müslüman dilediği yerde ezanını okuyup namaz kılar, o yer onun mescididir.
  5. Önceden gönderilen peygamberlerden biri sadece kendi kavmi­ne gönderilirken ben bütün insanlığa gönderildim.

Evet kardeşlerim daha önce zikrettiğimiz gibi direniş bizi yücelere taşırken küçük sorunlarımız bizi dipte tutmak ister. Dün güzel bir şey oldu. Yetkililer ve yargı mensupları aslan sütü içmiş olmalılar ki yolsuzlukla mücadele etmek için harekete geçtiler. Hayali servetler kazanıp villalar inşa edenlerle mücadele edilecek. Adamlar hayali servetler elde etmişler. Yahu şuur adına bir damlacık bir şey taşıyorsan hayali servetler kazanmışsın, bankaları paralarınla doldurmuşsun, villalar inşa etmişsin, lüks araçlara biniyorsun onların sırtından kazandığın bu servetten halka birazcık vermez misin?! Bunu nasıl bir aç gözlülük! Hepiniz, öleceksiniz, hepimiz öleceğiz, kimse yanında bir şey götürmez. En azından ölürken biri “sana Allah rahmet eylesin” desin. En azından geride seni güzel anacakları bir şey bırak! Herhalukarda yargının attığı adım güzel bir adım ve halkın bu yöndeki tepkisi de olumluydu. Yüce Allah’tan bunun tamama ermesini diliyoruz.

 Elektrik konusunun başarısızlığa uğraması da yolsuzlukla alakalı bir durumdur. Bu konuda hırsızlık ve tuzak vardır. Fakat size kesinlikle diyorum ki, bu tuzak Amerikan tuzağıdır. Aynı şey Irak’ta da burda Lübnan’da da, aynı şey petrol üzerinde yüzen Libya’da da görülüyor. Bunu niye yapıyorlar vatandaşı direnişten alı koymak için yapıyorlar. Ki vatandaş akşam yemeğini nasıl yemesi gerektiğini düşünsün. Mum ışığında mı yoksa lamba yakarak mı yemeğimi yiyeyim düşüncesine kapılsın. Çünkü akşam yemeğini nasıl yiyeceğini düşünen bir adamın direnişi, özgürlüğü düşünmeye sıra bulmaz. Fakat bütün bunlara rağmen Allah’ın izniyle tuzaklar başarısızlığa uğrayacak ve direniş kazanacak inşallah. Allah’tan halimizi daha iyi bir hale değiştirmesini diliyoruz.

 “Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.” (Ahzab 56)

 Allah’ım İbrahim ve âline salat ve selam ettiğin gibi Muhammed ve âline salat ve selam eyle. Allah’ım İbrahim ve âlini bereketli kıldığın gibi Muhammed ve âlini bereketli kıl. Şüphesiz sen Hamidsin, Mecidsin.

 Allah’ım gam ve kederimizi gider, üzerimizdeki sıkıntıyı kaldır. Allah’ım meşakkatimizi rahatlığa çevir. Allah’ım halimizi daha iyi bir hale tebdil eyle, bizi düşmanımıza karşı üstün kıl. Klplerimizi ve kelimelerimizi hak üzere birleştir. Hakkı bize hak olarak göster ve bizi ona tabi kıl. Batılı bize batıl olarak göster ve bizi ondan uzak tut. Allah’ım annelerimize babalarımıza mağfiret buyur, amellerimizi hayırlarla sonuçlandır.

“Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder, hayasızlıktan, kötülükten ve zorbalıktan da nehyeder. Olur ki öğüt alırsınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 90)

KUDÜS GÖNÜLLÜLERİ EĞİTİM AKADEMİSİ

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündem - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım