Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (15)

Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (15)
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

Şeyh Mahir Hammud'un Cuma Hutbeleri (15)

 Hamd Âlemlerin rabbinedir. Allahım, Ey Rabbimiz! Senin vechinin celâline ve senin hükümranlığının yüceliğine layık şekilde sana hamd olsun.

 Seni bütün eksiklerden tenzih ederiz. Ancak sen kendine layıkıyla senâ edersin; biz seni layıkıyla övmeye güç yetiremeyiz. Allahım semavât dolusu, yeryüzü dolusu ve bunlardan öte dilediğin dolulukta hamd sanadır.

 Bütün övgüler ve yücelik sanadır. Kulların hak olarak söyledikleri sanadır. -ki hepimiz senin kulunuz-

 Allahım senin verdiklerine mani’yoktur; mani’olduklarına da verilecek/verecek yoktur. Senin katında sâlih amel dışında dünyalık kısmetlerin (mal – mülk, evlat) hiçbiri fayda veremez.

 Allah’tan başka ilah olmadığına; eşi benzeri ve şeriki olmadığına ve efendimiz, önderimiz, hâbibimiz, şefaatçimiz Muhammed’in O’nun kulu Resulü olduğuna şehadet ederim. Onu kendi kulları arasından seçip kendine dost kıldı. O da emaneti edâ etti, risâleti tebliğ etti ve ümmete nasihat edip Allah için hak üzere cihad etti. Biz de buna şahitlik edenlerdeniz.

 Selât ve selamların en güzeli ona, pak aline, seçkin ashabına ve din gününe kadar kendisine ihsan üzre tabii olanların üzerine olsun.

Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve kişi yarın için önden ne gönderdiğine baksın. Allah’tan sakının. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr/18)

  Ey değerli kardeşlerim, Kuran-ı Kerim’in bir çok yerinde kıyamet sahneleri geçmektedir. Bu sahnelerden bazılarında delalete düşüren ve delalete düşenler arasında cereyan eden diyaloga odaklanmaktadır. Yine aynı şekilde şeytan ve onun vesvesesine kananlar, insanları günaha çeken karar sahibi yöneticiler ile onlara uyan kişiler arasında geçen geçen konuşmalara da dikkat çekilmektedir. Bu güzel ve kendisinden çok şey öğrenmemiz gereken sahnelerden biri de Saffat Suresinde geçmektedir:

 Birbirlerine dönüp sorarlar….”(Saffat 27)  İçlerinden biri der ki: "Benim bir yakınım vardı. (Saffat 51)

 Tabii ayette geçen “yakın dost” ifadesiyle şeytan kastedilmektedir. Veya İnsî şeytandır. Sizin de bildiğiniz üzere Allah’ın öğüdünden uzaklaşan kişi adeta bir şeytana dönüşür. Ki Yüce Allah, insanlardan ve cinlerden oluşan şeytanları birden çok ayette zikretmiştir. Yüce Allah, Zuhruf Suresinde şöyle buyurmaktadır:

 Her kim Rahman'ın öğüdüne karşı duyarsız olursa, biz ona bir şeytan salarız. Artık şeytan onun yakın dostu olur.”

 Yani Allah’ın öğüt ve zikrinden uzaklaşan kişi devamlı kendisine arkadaşlık edecek bir şeytana sahip olacaktır. Bu ikili Kıyamet gününde suçu birbirlerine atacaklardır. Daha önce de dediğimiz gibi bu sahne Kuran’da çokça tekrar edilir:

 “İçlerinden biri der ki: "Benim bir yakınım vardı; (bana) derdi ki, gerçekten sen de tasdik edenlerden misin?” Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman gerçekten cezalandırılacak mıyız?" (Saffat 51, 52, 53)

Yani arkadaşı kendisine “ölüp toprak ve kemik olduktan sonra dirilip sorguya mı çekileceğiz?” hayır hayır, toprak olacağız ve her şey nihayete erer, bir daha dirilmeyeceğiz” diyordu.

 “Birbirlerine dönüp sorarlar… İçlerinden biri der ki: "Benim bir yakınım vardı; (bana) derdi ki, gerçekten sen de tasdik edenlerden misin?” Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman gerçekten cezalandırılacak mıyız?" (Konuşan kişi meleklere) Der ki: Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz? Diye sorar. (Saffat 51, 52, 53, 54)

 Yani meleklere kendisine “biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilip sorguya çekileceğimizi mi düşünüyorsun” diyen arkadaşının durumunu soruyor. Bunun üzerine cehennem ehlinin ahvalini seyredecek, melekler ona “bak işte sana Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman gerçekten cezalandırılacak mıyız?" diyen arkadaşının durumuna bak, diyecekler. O da Bakar ve onu cehennemin ortasında görür” (Saffat 55) ve “Tallahi!” diyecek -buradaki “T” harfi, harf-i yemindir. Ancak biz genelde yine harfi yemin olan”v”yi kullanarak “vallahi” deriz…-“Tallahi! Sen az kalsın beni yakacaktın” der. (Saffat 56) Yani cehennemdeki arkadaşına “şayet dünyada seni dinleseydim, şu an ben de senin gibi helak olacaktım” “Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı, ben de şimdi azaba uğratılanlar arasında olurdum!” (saffat 57) diyecek. (Artık anladın mı?) "Nasılmış, biz ölecek (sonra dirilip hesaba çekilecek) olanlar değil miymişiz?" (Şimdi söyle bakalım) (Saffat 58, 59) diyecek. Yani kendisine vesvese veren arkadaşına “bak yeniden yaratıldın, sorgulandın ve şimdi cehennemin orta yerindesin!” diyecek. Diyaloğun son sahnesine tekrar göz atalım:

Tallahi! Sen az kalsın beni yakacaktın, eğer Rabbimin lütfu olmasaydı, ben de şimdi azaba uğratılanlar arasında olurdum! (Artık anladın mı?) Nasılmış, biz ölecek (sonra dirilip hesaba çekilecek) olanlar değil miymişiz? der” (Saffat, 56-59) Diyalog burada bitiyor, sahnenin kapanmasının hemen ardından Rabbimiz şöyle buyuracak: Bu, işte bu, büyük bir mutluluktur. İşte çalışanlar, asıl bunun için çalışmalıdırlar. Böyle bir nimete konmak mı daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?” (Saffat 60-62)

 İşte bu, vesveseyi reddeden ve arkadaşının kendisine yürümeyi teklif ettiği kötü yolu yalanlayan kişinin durumudur. Bunun durumu mu hayırlı yoksa zakkum ağacından yiyecek olanın mı? “ O öyle bir ağaç ki, cehennemin dibinden çıkar, tomurcukları adeta şeytanların başları gibidir. Muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve karınları(nı) onunla dolduracaklardır. Sonra kendileri için bunun üzerine kaynar su ile karıştırılmış içkiler vardır. Sonra dönüşleri yine cehennemedir.” (Saffat 64 - 68) -Yani dahası var-  “Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.” (Saffat 69, 70) -Yani toplumlarına, atalarına uydular; dünyaya niçin geldiklerini sorgulamadılar, atalarını yani içinde bulundukları toplumun adımlarını izlediler- Sonraki ayetlerde ise şöyle buyrulur:

 “Andolsun ki onlardan önce, evvelkilerin çoğu sapıtmıştı. Andolsun, biz onlara uyarıcılar göndermiştik. Uyarılanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!”

Yani söylediklerinin yalan ve sapkınlık olduğu hususunda tebliğ edilmiş ve uyarılmışlardı. Bu fotoğraf Kuran-ı Kerimde tekrarlanan bir fotoğraftır. İbrahim Suresinde Şeytanın kendisine tabi olmuşlara ne diyeceği de bu bağlamda dikkate şayandır:

 İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: 'Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır.'” (İbrahim 22)

 Ayette geçen “مُصْرِخِ” ifadesi kurtarılmaya ihtiyaç duyan kişinin imdadına yetişmek anlamına gelir. Yani ne siz benim imdadıma ne de ben sizin imdadınıza koşabilirim. Kıyamet gününde kendilerine bir kurtarıcı yoktur. Dünya da bu mümkündü ancak kıyamet gününde öyle bir şey yok. Sadece Allah’ın izin vermesi durumu istisnadır. Ve Allah da böyleleri için izin vermez. Ayette dikkat edilmesi gereken husus kıyamet gününde şeytanın kendisine tabi olanlara “Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu” demesidir. Bunu yüz defa zikrettik; Şeytan kimseye zorla bir iş yaptırmaz, kimsenin elini tutup onu zorla günahlara çekmez. Ki güç sahibi Yüce Allah, şeytana böyle bir yetki bahşetmemiştir. Kendisi sadece vesvese verir. Bu gerçeklik bir çok ayette ortaya konulmuştur. Örneğin Sebe’ ve Saffat Surelerinde şöyle buyrulur:

 “Onun, onların üzerinde bir nüfuzu yoktu. Ancak biz ahirete inananı ondan şüphe edenden (ayırıp) bilelim diye (ona fırsat verdik). Rabbin her şeyi koruyandır.” (Sebe’ 21)

 “Derler ki: "Doğrusu siz bize sağdan (yani hak suretine bürünerek) geliyordunuz. (Ötekiler de) derler ki: "Hayır siz zaten mü'minler değildiniz. Bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz yoktu. Aksine siz kendiniz azgın bir topluluktunuz.” (Saffat 28, 29, 30)

 Yani kandıranlar kandırılanlara günümüzün değimiyle “siz dünden razıydınız, biz sizi zorlamadık, siz günah işlemek için bahane arıyordunuz” diyecekler.  

 Onun için değerli kardeşlerim şeytanın nefsimiz üzerindeki rolüne odaklanmamız gerekir, yani kimse “beni ilgilendiren bir durum yok, şeytan günah işlememe sebep oldu” diyemez. Çünkü, şeytanın kimsenin üzerinde zorlayıcı gücü yoktur. Onun ameli sadece vesvese vermekle, kötüyü süslemekle sınırlandırılmıştır. Ayette de buyrulduğu gibi “Şeytan amellerini onlara süslü gösterdi.” Örneğin: “Sana kısa yoldan şu kadar meblağ gelse ne iyi olur” “Şu kadının güzelliğine bir bak” ve daha nice süslü telkinler… Kısacası, hiç kimse sapkınlığını şeytana yükleyemez. Her şey ameliyle alakalıdır. Buna ilişkin ayette şöyle buyrulur:

 “Biz, her insanın kuşunu kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.” (İsra 13)

 

 Ayette, kişiyi haşredileceği yerden cennet ve cehenneme götürmesi sebebiyle insanın ameline kuş ismi verilmiştir. Amel, kıyamet gününde seni olman gereken yere taşıyan bir kuş misalidir.

 Kardeşlerim, İnsî Şeytanların durumları da buna uzak değildir. Mesela sen ergenlik dönemindeyken insî şeytandan kaç kişi sana vesvese vererek seni eğlence mekanlarına, şuraya buraya götürdü. Peki seni götürdükten sonra senin adına kendisi mi hesap veriyordu? Veya senin yerine dayağı kendisi mi yiyordu? Ya da sana tazminat mı ödüyordu? Elbette hayır… Bu gerçeklik günümüzde çok açık bir şekilde tekrar ediliyor.

 Bugün Büyük Şeytan Amerika, herkesle oyun oynuyor. Evvela kendilerine yaşam standartlarıyla, teknik ve sanayi yönüyle Batı dünyasının bir parçası olacaklarını vadettiği Ukrayna halkıyla oynuyor. Tüm ittifakların, hem coğrafi hem tarihi hem kültürel manada Rusya’nın bir parçası sayıldığı için Ukrayna’nın NATO’ya veya AB’ye katılmasının doğru olmadığı uyarılarına rağmen, Amerika yıllardır kışkırtmasını sürdürdü, Ukraynalıların bir kısmı da bu kışkırtmalara kulak verdi. Ve sonuç olarak durum ortada… Tuzak göründü… Şeytan Amerika’nın vesveseleri Rusya’ya da ulaştı. Açıkçası Saddam’ın Kuveyt’te yaptığının bir benzerini Putin’in de Ukrayna’da yapmasından korkuyorum. Çünkü Amerika bu işin daha da bozulmasını istiyor. Rusya’nın hem nükleer bakımından, hem diğer silahlar bakımından Amerika’dan daha üstün olduğu görülüyor, bu doğrudur. Ancak bununla birlikte Amerika, gerek ambargo gerek ambargo dışı diğer yöntemlerle Rusya’nın hayatını cehenneme çevirebilir. Yine Şeytanın (*Amerika’nın) hususiyetlerinden biri de kendi cebinden bir şey kaybetmemesidir. Şimdiye kadar hatta savaş daha da genişlese zararda olan kim? Amerika, değil; Avrupa zarara uğruyor. Bir kere okyanusun ötesinde olması hasebiyle bile onun hiçbir zararı yok. Bunda zarara en çok uğrayan, hatta Rusya’ya uygulanan yaptırımdan bile Avrupa özellikle Almanya ve Fransa maddi zarara uğrayacaktır. Çünkü Avrupa, Rusya’nın gazına ve daha birçok Rus ürünlerine muhtaç. Bundan da ötesi Rusya bir tüketim sahasıydı Avrupa ürünleri için. Biden’in Amerika liderleri arasında en zayıfı sayılmasına rağmen Amerika, Ukrayna’yla Rusya’yla, Avrupa’yla ve tabii kendisinin kuyruğuna takılmış normalleşmeci Araplarla oyun oynuyor. Bazıları da Amerika ne yapsa ona alkış tutuyorlar. Amerika gerçek niyetini ortaya çıkarmasına rağmen onu alkışlamaya devam ediyorlar. Amerika’nın güvenliğini müdafaa etme hakkını kendinde buluyor, velev ki Amerika’nın güvenliği Afganistan’da, Irak’ta, Viyetnam’da veya Küba’da da olsa… Tamam Küba Amerika’nın güvenliğini tehdit ediyor, bu durumda Amerikan güvenliğini müdafaa etme hakları vardır diyebilirsiniz, ancak durum böyle değil… Küba’da 1961 ve 1962’de olmak üzere iki defa nükleer savaştan dönüldü. 1961 yılında yaşanan olay şöyleydi: Fidel Castro’nun yönetime gelmesinden bir yıl sonra, Küba’daki yönetime darbe yapmak üzere Amerika, örgütleyip eğittiği Castro’nun sürgündeki muhalifleriyle domuzlar körfezine çıkartma yaptı. Tabii onların bu planı bir şekilde Küba tarafına sızdı, dolayısıyla onları beklemeye koyuldular. Darbe girişimi sırasında darbeciler öldürüldü, böylelikle Amerika’nın Domuzlar Körfezi çıkartması başarısızlığa uğramış oldu. Ekim 1962’de yaşanan olay ise şöyleydi: O zamanlar başında Nikita Kruşçev’in bulunduğu Sovyet Rusya, Küba’ya  Amerika’nın bütün şehirlerini vurabilecek uzun menzilli füze rampaları yerleştirdi. Zaten Küba’nın Amerika’ya çok uzak olmadığını, Florida sahiline 400 veya 500 km mesafede olduğunu biliyorsunuz. Daha sonra Amerika, Rusya’nın Küba’da füze rampaları yerleştirdiğini öğrendi. Ve böylece nükleer bir savaşın eşiğinden dönüldü. O dönemi ele alan tarihçiler, her iki tarafın da askeri kanadının savaş istediğini yazarlar. Güçlerini görmek istiyorlardı. Her iki tarafın savaşı temenni etmesine rağmen, Kruşçev ile Keneddy’nin arasının bulunmasıyla savaşın çıkmasına engel olundu. Böyle bir savaş 2. Dünya Savaşından kat be kat daha yıkıcı olurdu.

 Velhasıl siz, Afganistan’daki olsun eski Demokratik Almanya’daki olsun uzak-yakın bütün füzelerden güvenliğinizi tehdit ettiği gerekçesiyle korkuyorsunuz da Rusya’nın kendi güvenliğinin tehdit edilmesinden korkma hakkı yok mu? Amerika’nın bugün Suriye’de ne işi var? Suriye’nin kuzeyindeki Deyrizor bölgesinde petrolü çalıyor. Bu sır değil, aleni bir şekilde yapıyor. Dünyada buna ses çıkartabilecek ülke var mı? Peki Yirmi yıl boyunca Afganistan’da ne yaptı? Tamam oradan çıktı ama çıkana kadar orayı mahfetti. Ya Irak… Suudi’nin Yemen’de ne işi var? Vicdan sahibi kimse yok mu? Dünyada Amerika’ya “sen katilsin” diyebilecek ülke yok mu?! Küçük Şeytan bin Selman’ın elini Yemen’den çekecek kimse yok mu?! Yıllardır, Yemenlileri öldürüyor, evleri şehirleri yıkıyor, insanları çeşitli veba hastalıklarına terk ediyor! Ancak buna karşı BAE bir iki kere vurulunca hemen ardından BM Güvenlik Konseyi, Husiler törördür, diyor… Bütün suçlarına rağmen Muhammed bin Selman, kendini temize çıkartmak için Amerikan bir haber dergisine demeç vermesi yeterlidir. Dergiye Cemal “Kaşıkçı’nın ölümüyle hiçbir ilgim yoktur, ölüm emrini ben vermedim” diyor… Maşallah ne kadar masum! Üstelik “bunu yapanları cezalandırdım” diyor. Nasıl cezalandırmış olabilirsin ki, onları parçalayıp kuyuya mı attın be köpeğin oğlu! Sana ve seni sevenlere lanet olsun! Musibeti görüyor musunuz! Ne yazık ki, bunlar insanların aklını hatta dinini bile kullanıyor. Bunlara uyan namaz kılan Müslümanlar bile var maalesef! Bu nasıl bir musibet ki, ancak ayette geçen Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı, ben de şimdi azaba uğratılanlar arasında olurdum!” sahneyle sonlanabilir.

Ey namazına devam eden değerli Müslüman kardeşim! Şu veya bu taraftan yana bir pozisyon almadan önce dikkat et! Çünkü “insan kıyamet gününde sevdiğiyle haşrolunur.” Öyle ki, zalimim, kendisinin zalim olduğunu belli etmese bile, yani sen onun zalim olduğuna dair işaretler görmesen bile onunla aynı görüşte olman, onu teyit eden sözlerde bulunman dolayısıyla senden de hesap sorulur. Her kim olurlarsa olsunlar velev ki İslam adı altında bile görünseler zalim ve saldırganlardan beri ol; yüzünü Allah’a ve O’nun yolunda yürüyenlere çevir. Bil ki, en nihayetinde hak kazanacaktır. Devamlı tekrarladığımız gibi, İsrail’in zeval bulması mucizevi bir şekilde kolay ve çok yakında gerçekleşeceğini bil!

  *****************2. HUTBE*****************

 Hamd Allah’adır, salat ve selam yaratılmışların efendisi Allah’ın Resulu Muhammed’e ve onun yolunu takip edenlerin üzerine olsun. Şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed O’nun elçisidir.

     “Ey İman edenler Allah’tan sakının”

Şaban ayının ilk günlerini yaşıyoruz, bu günler bize cömert aya hazırlanma müjdesini verir. Öyle bir ay ki, Allah’ onda müminlere mağfiret eder, hasenatları kat be kat arttırır, cennetlere yaklaştırır, cehennemlerin kapılarını kapatır. Bu vesileyle insanı ıslaha ve istikamete yönelten ibadete gerekli ehemmiyeti vermek lazım. İbadet, insanın ıslah ve istikametinin kapısıdır. İstikamet dinin temel direğidir. “Rabbimiz Allah’tır deyip istikamet üzere oldular.” (Fussilat 30)

Allah’tan yakınımızda ve uzağımızda duran herkesin bu ilkeyi hayatında düstur edinmesini diliyoruz. İşerimizden sorumlu olan idareciler, şayet istikamet üzere olsaydılar bu noktaya varmazdık. Bizi yöneten rejimin şekli her ne olsaydı velev ki, kötü bir rejim bile olsaydı eğer yöneticilerin kendisi istikamet sahibi olsaydılar bunlar olmazdı. Velhasıl bugün her şeyden kuşku duymak zorundayız… Deniz sahasının sınırlarının belirlenme konusu var, bazı kişilerin affedilmesi için bir takım gizli tavizlerin verildiği meselesi var… Parlamentoda casusluk yapabilecek kişilerin seçilmesi için birtakım hazırlıkların yapıldığı iddiaları var… Bizi her şeyden kuşku duymamıza davet eden daha nice meseleler var… Ancak Allah’ın izniyle azim, iman ve insanın kendi nefsindekini değiştirmesiyle şer olan her şey hayra değişir.

 Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.” (Ahzab 56)

  Allah’ım! İbrahim ve âline salat ve selam ettiğin gibi Muhammed ve âline salat ve selam eyle; İbrahim ve âlini bereketli kıldığın gibi Muhammed ve âlini bereketli kıl. Sen Hamidsin, Mecidsin.

 Allah’ım dert ve tasamızı gider. Allah’ım meşakkatimizi rahata, yoksulluğumuzu nimet lütfuna tebdil eyle! Allah’ım bizi kötülükten beri kılan dinimizi koru, maişetimizi sağlayan dünyamızı ıslah et, dönüş yeri olan ahiretimizi hayırlı kıl... Hayır olan her şeyde hayatımızı ziyade eyle, ölümümüzü her türlü şerden uzak kıl. Allah’ım kafirlerin, münafık ve entrikacıların tuzaklarını boşa çıkar. Allah’ım mustazaf ve zayıfların kırık olan kalplerini onar. Allah’ım bizimle ol; aleyhimizde değil. Allah’ım seni zikredenlerden ve salih kullarından eyle. Kalplerimizi senin sevginde ve seni sevenlerde sabit kıl, ayaklarımızı yolunda sabit kıl ya Rabbü'l âlemin! Allah’ım işleri olduğu gibi görmemizi sağla... Allah’ım bizi fitneye ve vesveseye uğramışlardan kılma, halimizi daha iyi bir hale çevir, annelerimize, babalarımıza, ölmüşlerimize mağfiret buyur, işlerimizi hayırla sonuçlandır.

“Şüphesiz Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara vermeyi emreder; hayasızlıktan, kötülükten ve zorbalıktan da nehyeder. Olur ki öğüt alırsınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl 90)

KUDÜS GÖNÜLLÜLERİ EĞİTİM AKADEMİSİ

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündem - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler

18 Aralık 2022
15 Aralık 2022

Network Yazılım