İslami Cihad Lideri Nahale'den Sarsıcı Mesajlar

İslami Cihad Lideri Nahale'den Sarsıcı Mesajlar
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

İslami Cihad Lideri Nahale'den Sarsıcı Mesajlar

Filistin İslami Cihad Hareketi Genel Sekreteri Ziyad en-Nehhale, yaptığı açıklamada ortak operasyon odasının hala korunması ve güçlendirilmesi gereken ulusal bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak “biz ve Hamas’taki kardeşlerimiz İslam, Filistin ve Cihad bayrağı altında yek vücut duran tek bir direniş grubuyuz. Aynı şekilde farklı isim, birim ve ünvanlarıyla direniş gruplarının tümü birdir” ifadelerini kullandı.

en-Nehhale’nin bu açıklamaları, İslami Cihad Hareketi tarafından düzenlenen ve aynı zamanda Gazze, Refah, Cenin, Şam ve Beyrut'ta da gerçekleştirilen ((Sahaların Birliği.. Kudüs'e Giden Yol)) başlıklı ulusal ve kitlesel tören sırasında yapıldı.

Konuşmasında “Mescid-i Aksa’nın Siyonist işgal tarafından her gün ihlal edilmesi, inancımıza, dinimize ve duygularımıza yapılan bir saldırıdır, direniş güçleri olarak görevimiz bu ihlallere son vermektir” diyen en-Nehhale, “düşman hapishanelerinde işgal rejimine karşı mücadele veren tutuklu kardeşlerimizin yanında olduğumuzu da bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerinde bulundu.

İslami Cihad Genel Sekreteri, Filistin yönetimine bağlı güvenlik güçlerinin Batı Şeria’daki savaşçılara yönelik baskılarını, onları takibe almalarını, tutuklayıp işkence uygulamalarını şiddetle kınayarak Filistin halkının birliğini korumak için buna derhal son verilmesini istedi.

En-Nehhale Siyonist saldırılarına karşı yapılan Sahaların Birliği Savaşı’nda Filistin halkı ve direnişinin yanında duran başta İran İslam Cumhuriyeti, Suriye, Katar, Irak, Yemen, Lübnan ve saldırganlığın önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade ettiği Mısır’a teşekkür etti.

En -Nahla ayrıca direnişin yanında duran ve düşmanın işlediği insanlık suçlarını ifşa edip dünyaya duyuran tüm yayın organlarına da teşekkür etti.

Kudüs Analiz/ÖZEL

ZİYAD en-NEHHALE’NİN KONUŞMASININ TAM METNİ:

 Hamd Allah’a mahsustur ve Allah büyüktür... Allah bütün katillerden ve suçlulardan büyüktür.

 Allah “İsrail”den, “İsrail”in müttefiklerinden, “İsrail”in destekçilerinden ve “İsrail”in dostlarından daha büyüktür.

Bismillahirrahmanirahim

“Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer iman etmiş iseniz üstün olan sizsiniz. Size bir yara dokunduysa karşı topluluğa da benzer bir yara dokundu. Allah’ın gerçekten iman etmiş olanları ortaya çıkarması ve aranızdan şehidler edinmesi için bu günleri böyle aranızda döndürürüz. Allah zalimleri sevmez. Bu aynı zamanda, Allah’ın mü’minleri arındırması ve kâfirleri helak etmesi içindir. Yoksa siz Allah içinizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan ve yine sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız!” (Ali İmran 139-142)

 Şehitlere selam olsun. Bugün biz onları kendimize lider olarak anmak için bir arada toplanmış bulunmaktayız.

Düşman uçakları tarafından Amerikan füzeleriyle yakılan masum kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan mazlum şehitlere selam olsun.

katil ve mücrimlere asla yenilmeyen, topraklarını ve kutsallıklarını savunmada sebat  gösteren, her yerde Siyonist saldırganlık karşısında her gün yeni bir destan yazan kahraman halkımıza selam olsun.

Selamun aleyküm ve rahmetullah ve berekatühü

Gazze Şeridi’ndeki son saldırıda ayaklanan halkımızın aziz şehitlerini selamlamak ve onlara olan vefa borcumuzu hatırlamak için bugün Filistin halkının mevcudiyetinde, Filistin’de, Suriye’de, Lübnan’da ve her yerde şehadet şenliklerinde buluşuyoruz...

Kırılmadık, teslim olmadık, taviz vermedik... Cihadımızın bayrakları gökyüzünü kucaklayarak yüksekte kalmaya devam edecek. Bayraklarımız bugün her zamankinden daha çok görüyorum.

Şehitlerin kanının bereketidir onlar, şehitlerimizin kanıyla filizlenip yeşerirler. Şehitler ki, onlara ölüm yoktur ve mertebeleri aramızda yüksek kalır. Allah’ın nezdinde ise onlara “ne korku var ne de hüzün. Allah'ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler. Allah’ın katında diridirler” (Ali İmran (170)

Bugün kalplerimiz hüzün ve iftiharla dolu bir şekilde şehit önderlerimiz Taysir, Halid, Ziyad, Raafat, Seleme, İbrahim ve kadın, erkek ve çocuklardan oluşan diğer şehitlerimizin şehadetini yad ediyoruz.

Şehitleri anma programlarında mücahitler ve kahraman halkları şehidin ölüme değil gerçek hayata gittiğini tekid etmek üzere bir araya gelirler. Bu şehitler bayramında, Gazze ve Batı Şeria’daki halkımızın fedakarlıklarının önünde eğiliyoruz ve birlikte halkımızı birleştiren, bayraklarımızı Kudüs’e doğrultan, savaş sahalarını birleştiren ve düşmana karşı bütünleşen şehitlerimizi anıyoruz.

Bu, büyük Filistin bayramıdır. Bu, büyük Filistin cihadıdır. Her şeyin birbirine karıştığı bir merhalede şehadete yükselen Şehit liderlere, çocuklara, günlük olarak şehit veren halka bu bir vefa borcudur. Şehitler, düşmanın hala hayatımızı yönettiğini, ruhlarımızı tehdit ettiğini ve bizi her an esir etmeye çalıştığını hatırlatmak için geliyor.

Pek çok ülke ve yeni doğmuş politikacı, birçok yazar ve gazeteci, Filistin’i unutup Filistin halkına ve direnişine başka bir dünyadanmış gibi bakarak “İsrail” ve “İsrail’in” çıkarlarından ve “İsrail’in” güvenliğinden başka bir şey görmemektedir.

Bunlar Filistin’in her yerinde her gün işgalcilerin eliyle öldürülmemizi görmüyorlar. Mescid-i Aksa’ya sabah akşam yapılan saygısızlığı, kahraman Batı Şeria’daki evlerin bombalanıp yıkılmasını görmüyorlar. Üstelik şehitsiz, tutsaksız, yaralısız bir gün geçmiyor...

Kendimizi savunmak ve halkımızı öldürülmekten korumak için direnişe kalktığımızda bu kiralık yazarlar ve bazı kanallar direnişe hücum ederek direnişi halkını ve halkının maişetini önemsemeyen bir macera olarak vasfediyor.

Filistin halkının temel ihtiyacı özgürlüktür ve Gazze Şeridinde bizi muhasaraya almış işgalden kurtulmaktır. Bu kuşatmanın faturasını her gün hastalıkla, açlıkla, kahır ve ölümle ödüyoruz... Gazze’de her gün hastalıktan ölen insanlarımızın sayısı, halkımıza karşı gerçekleştirilen herhangi bir Siyonist saldırıda öldürülen şehit sayısından fazladır... Düşmanın yerleşimci sürüleri için büyük bir yerleşim yeri haline getirdiği kahraman Batı Şeria’da ödediğimiz bedellerin yanı sıra halkımıza yönelik sürekli cinayet, yıkım ve terör uygulanıyor... İşgalin bizden razı olması ve kendi topraklarımızda ona hizmetçi ve köle olarak çalışmamıza izin vermesi için canlarımızdan daha ne kadarını vermemiz gerekiyor?! Bizden memnun olması ve toprağımızda bize çalışma izni vermesi için düşmana daha kaç çocuğumuzu kurban vermemiz ve bunun üzerine daha ne kadar susmamız gerekiyor?!

Düşman bizi sahte barış adına köle olarak ya da  aşağılanmayı ve işgali reddettiğimiz için ölü olarak görmek istiyor. Biz de düşmana ve onun destekçilerine diyoruz ki, bizim olan bu ülkede ya siz ya da biz! Bizim olan bu ülkede sizinle sonsuza kadar savaşacağız, her şey için sizinle savaşacağız ve siz gidene kadar savaşmaya devam edeceğiz. Sizler, sizi destekleyenler ve  işlediğiniz cinayetlere karşı barış adı altında sessiz kalanlar hepiniz katil ve mücrimsiniz. Sizler sadece ülkemizde değil tüm dünyada kibir ve yozlaşmanın zirvesini temsil ediyorsunuz.

Üzücü ve ağlanılacak durum ise, Arap kardeşlerimizin yüzlerini bizden çevirerek Filistin ve Filistin halkı diye bir şeyi duymak ve görmek istememeleridir. Buna rağmen dirençli halkımız diz çökmez, boyun eğmez. Bir asırdan fazla bir süredir siz sizinle birlikte dünyadaki tüm şer güçler, size teslim olmamız için çalıştınız fakat teslim olmadık. Filistin’in adı her geçen gün yükseliyor, Filistin halkı her geçen gün büyüyor... Geldiğiniz yere geri dönün, siz tarihin ve Batı’nın pisliğisiniz. Ülkemize atıldınız ve hayal kırıklığına uğradığınız. Toprak bizim, Kudüs bizim, savaşacağız, savaşacağız ve teslim olmayacağız. Yüce halkımız sizi bağışlamayacak ve size teslim olmayacak. Bizi öldürün biz daha da güçleneceğiz ve bilin ki korkakların gözlerine uyku girmez.

Ey Saraya’nın yiğitleri, ey halkımızın savaşçıları, intikamımız büyük, sorumluluklarımız her geçen gün artıyor. O halde size meydanda söz verdiğimiz gibi olun ve şehit kardeşlerinize söz verdiğimiz gibi, geri adım atmayın, tereddüt etmeyin.  Daima ileri, muzaffer zafere... ve “onlar diridirler Rableri katında rızıklanıyorlar” zümresine doğru...

Adaletsiz dünya, bizden Siyonist katillerden şefkat beklememizi isterken mücahitlerimiz, Allah'ın onlara vadettiği zafer veya şehadeti bekliyor. Allah’ın vaadini dünyanın inayeti ve zilleti ile değiştirmeyeceğiz, Allah’ın merhamet ve cömertliğini terk etmeyeceğiz. Şeytan’ı izleyip Allah'ın yolunu terk etmeyin. Şeytanın size vadettiği bir aldatmadan ibarettir. “sahaların birliği” savaşında ve Batı Şeria’daki yiğit birliklerimizin yollarında gördüğümüz, Cihat ve direniş yoludur. Diasporadaki halkımızın direniş etrafında toplanması, bu konudaki kararlığı ve desteği Allah'ın izniyle hiç bitmeyecek kutlu bir süreçtir. Özgür halklar özgürlüklerine kavuşuncaya kadar durmaksızın savaşır. Bizim halkımız da dünya halklarının efendisidir, çünkü biz dünyadaki zulmün ve çirkinliğin üreticisi olan İsrail ile savaşıyoruz. Bu İsrail, insanın insana yaptığı zulmün zirvesidir. Savaştığımız bu “İsrail”, halkların zenginliklerini ve kaynaklarını sömüren, yok eden ve emen Batı’yı temsil ediyor. Biz ise toprağımızı, haklarımızı ve bu topraklardaki mukaddesatı savunarak iyinin özünü temsil ediyoruz... Zayıfları dinlemeyin, halkımızın ve evlatlarımızın katillerinin ve topraklarımızın hırsızlarının elinde bizi köle ve işçi yapmak isteyenlere kulak asmayın.

Ey her yerdeki yüce halkımız!

Kahraman savaşçıların Filistin halkıyla omuz omuza verdiği Sahaların Birliği Savaşı bazılarımızın tasavvur ettiğinden daha büyük bir öneme sahiptir. İster düşmanın bu savaştan ne beklediği bakımından ister Filistin halkı olarak ilişkilerimizin geleceğine dair etkisi bakımından olsun büyük öneme sahiptir.

Düşman, birliğimizi zaman içinde bozmaya heveslenmişti, bu yüzden bu savaş, direnişin birliğini tüm çatışma sahalarında bir kez daha kanıtlamak için meydana geldi. Batı Şeria’da olanlar ile Gazze’de olanlar arasında bir ayrım yok.

Bu savaş, düşmanla yaklaşmakta olan savaşlarda önemli görevler üstlenmeleri için diasporadaki Filistinli halkımıza, ufuklar açan önemli bir savaştır. Bu savaş, halkımızın bir olduğu, kaderimizin bir olduğu ve sorumluluğumuzun bir olduğuna dair söz ve şiarlarımızı da kesin bir şekilde doğrulamıştır.

Düşmanın zehrini yaymasına, aramızda partizan ve bölgesel çekişmelere yol açmasına fırsat vermemeliyiz. Allah’ın lütfu, direniş ve liderlerinin şuuru olmasaydı, iyi veya kötü niyetle olsun, ihtilaf kalplerimize ve zihinlerimize sızardı. Saldırganlık sırasında ve sonrasında ortaya çıkan bazı fitnelerin yayılmasını durdurup olaylara hikmetle yaklaşılmalı, sosyal medyada üzerinden birliğimize yönelik oluşturulan tehditlere fırsat vermemeliyiz. Küçük partizanlık saikleriyle veya kabilevi bağnazlıkla bizi birbirimize düşürmek ve direnişin evlatlarını birbirlerine düşman etmek çok gariptir ve kesinlikle kabul edilemez. Hiç bir tarafı ayırt etmeksizin sorumluluk gereği herkese sesleniyorum ve diyorum ki, fitneden sakınalım, aklımıza düşen vehimlerden silkelenelim. Halkımız işgal altındadır ve biz büyük bir hapishanedeyiz; hapishanemiz bir, gardiyanımız bir, katilimiz bir ve meşakkatimiz devam ediyorken dikkatli olmalıyız... Fitneye karşı uyanık olmalıyız...

Bu nedenle, farklı isim ve ünvanlarıyla tüm direniş grupları ve önderleri, sorumluluklarına her zamankinden daha fazla sahip çıkmalıdır. Gurura kapılmayalım, kardeşlerimiz ve halkımız hakkında Allah’tan sakınalım. Bu bağlamda sizin önünüzde direnişimizin bir olduğunu, halkımızın bir olduğunu ve düşmanımızın sadece işgal ve Siyonist proje olduğunu bir kez daha ifade ediyorum. Hiçbirimiz anlaşmazlıklara ve partizan çekişmelere girmeyiz ve örgütsel hassasiyetleri körüklemeyiz. Ve size temin ediyorum ki, biz ve Hamas’taki kardeşlerimiz İslam, Filistin ve Cihad bayrağı altında yek vücut duran tek bir direniş grubuyuz. Aynı şekilde farklı isim, birim ve ünvanlarıyla direniş gruplarının tümü birdir. Cihat hareketinin Gazze saldırısına karşı tek taraflı tepkisi, düşmanın özellikle cihat hareketini hedef almasının bir sonucudur. Hamas ve direniş güçlerinin geri kalanı, saldırganlık karşısında Cihad Hareketi ve Kudüs Tugayları için bir destek ve dayanak noktası olarak yer alıyordu. Birliğimiz devam ediyor, operasyon odası çalışmalarına devam ediyor, Gazze hükümeti görevlerini yerine getiriyor, hepimiz düşman karşısında saldırılar karşısında bir bütünüz.

Savaş boyunca düşmana karşı bütün güçleriyle karşı koyan Kudüs Tugayının kahramanlarına saygı ve selamlarımı sunmama izin verin. Onlar sebat ve direnç göstererek düşmanın hedeflerini bozguna uğrattı planlarını altüst etti... Düşman hareketimizi ve tugaylarımızı hedef alarak cihat hareketini sonlandıracağını ilan etmişti. Bu, düşmanın saldırı amacını ilan etmesiydi. Bugün düşman, sizi burada ve tüm sahalarda tercihinizin etrafında bir araya gelişinizi izliyor. Cihat hareketinin Refah’tan Gazze’ye, Cenin’den Kudüs’e, Suriye’den Lübnan’a kadar halkı, evlatları ve savaşçılarıyla günden güne büyüdüğünü gören düşmanın kalbine nasıl bir umutsuzluk ve hayal kırıklığı düşer?! Bu, kutlu Kudüs Tugaylarının Sahaların Birliği Savaşında şehadete yükselen liderleri Halid Mansur, Teyser el-Caberi, Ziyad el-Müdellil, Rafet el-İd, Seleme Abid ve İbrahim el-Nablusî’nin kutlu ruhlarına ilettiği bir mesajdır. Bu mesaj aynı zamanda gün ve gün büyüyen diğer birliklerimize, Cenin Tugayına, Nablus Tugayına, Tubas Tugayına, Tulkarm Tugayına ve Kahraman Batı Şeria’nın savaşçılarına verilen bir mesajdır.

Konuşmamın sonunda şu noktaların altını çiziyorum:

  1. Tüm isimleri ve unvanlarıyla direniş güçleri, Siyonist düşman karşısında tek bir birimdir.
  2. Ortak operasyon odası hala korunması ve güçlendirilmesi gereken ulusal bir ihtiyaçtır.
  3. Mescid-i Aksa’nın Siyonist işgal tarafından her gün ihlal edilmesi inancımıza, dinimize, duygularımıza yönelik bir saldırıdır. Bir direniş gücü olarak bu ihlalleri durdurmamız gerekiyor.
  4. düşman hapishanelerinde işgal rejimine karşı mücadele veren tutuklu kardeşlerimizin yanında olduğumuzu da bir kez daha vurguluyoruz.
  5. Sahaların Birliği Savaşında düşmanın Mısır’daki kardeşlerimize verdiği sözleri yerine getirmekten halen kaçınıyor. Düşman hükümeti bunun tüm sorumluluğunu üstlenmelidir.
  6. İşgal altındaki Batı Şeria’daki direnişin Filistin halkının Filistin’in tüm sahalarında verdiği direnişinin bir uzantısı olduğunu ve düşmana karşı mücadelede birbiriyle bütünleştiğini bildiriyoruz.
  7. Güvenlik güçlerinin Batı Şeria’daki savaşçılara yönelik baskılarını, onları takibe almalarını, tutuklayıp işkence uygulamalarını şiddetle kınıyoruz Filistin halkının ve direnişinin birliğinin korunması için  buna derhal son verilmesini istiyoruz.
  8. Sahaların Birliği Savaşı’nda Filistin halkı ve direnişinin yanında duran başta İran İslam Cumhuriyeti, Suriye, Katar, Irak, Yemen, Lübnan ve saldırganlığın önlenmesinde önemli rol oynadyan Mısır’a teşekkür ediyoruz.
  9. Hizbullah’taki kardeşlere ve özellikle Siyonist düşmanın tehditlerine karşılık veren ve Filistin’deki direnişe destek veren Sayın Seyyid Hassan’a özel selamlarımızı gönderiyoruz.
  10. Direnişin yanında duran ve düşmanın işlediği insanlık suçlarını ifşa edip dünyaya duyuran tüm yayın organlarına da teşekkür ediyoruz.

Selâm şehitlerin üzerine olsun ve onların saf ruhlarına şan ve şeref olsun.

Şeref halkımızındır

Allah’ın izniyle zafer bizimdir.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

KUDÜS ANALİZ

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündem - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım