Ensarullah Lideri Seyyid Abdulmelik El Husi'nin Ramazan Konuşması

Ensarullah Lideri Seyyid Abdulmelik El Husi'nin Ramazan Konuşması
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

Ensarullah Lideri Seyyid Abdulmelik El Husi'nin Ramazan Konuşması

ENSARULLAH LİDERİ SEYYİD ABDULMELİK BEDREDDİN EL HUSİ’NİN RAMAZAN’A GİRİŞ KONUŞMASI

KUDÜS ANALİZ ÖZEL

Hoş geldiniz, merhabalar...

Burada olan ve beni izleyen herkesi saygıyla selamlıyorum. Başta anne babalar, alimler, bütün Müslümanlar ve tüm izleyenleri selamlıyorum.

Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım, Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla başlar ve O'na hamd ederim. Her şeyin gerçek sahibi olan Melik'ten başka ilah olmadığına, Efendimizin (s.a.v) O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik ederim. O peygamberlerin mührüdür, Allah'ım sen İbrahim ve âline salat ve selam eylediğin gibi ona, âline ve ashabına da salat ve selam eyle. Sen Hamîd ve Mecîd'sin. Sen onun hayırlı, seçkin sahabesinden, mücahit ve salih olan diğer kullarından da razı ol..

Burada ve ekranı başında bulunan tüm kardeşlerim.. es-Selâmu Aleyküm!

Bu konuşmamızda mübarek ayın gelişini konuşmak için toplandık.. Ramazan ayı, Kuran ayı, rahmet ve bağışlanma ayı.. Aslında dikkate almamız gereken şey yılın tüm aylarında nefsî ve zihnî olarak kendimizi mübarek ramazana hazırlamamız gerektiğidir. Peygamber Efendimizden aktarılan hadislere göre o da böyle yapmaktaydı. Müslüman toplumu yönlendirirken onlara ramazanı hatırlatıyor, dikkatlerini bu mübarek aya çekiyor ve nefislerini ramazana hazırlamalarını sağlıyordu. Bunu onları belirli zikirlere yönlendirerek, bazı işaretlerde bulunarak yapıyordu ki bu konuda çeşit çeşit hadisler vardır.

Oruç tuttuğumuz, İslam'ın temel direklerinden olan ve Allah'ın farz kıldığı orucun içerisinde bulunduğu ramazan ayındayız. Oruç, bu ay içerisinde Allah'ın kullarına hazırladığı onlarca fırsat ve imkanın arasından bir tanesidir.  Yüce bir mevsimdir, takvayla azıklanmak için yüce bir mevsim. Terbiye görülen bir dönemdir, insanın nefsini arındırmasına yardımcı olur. Ruh, ahlak ve iman anlamında insanın yükselmesine sebep olur. Allah'la aramızdaki iman ilişkisinin gelişmesi için içerisinde onlarca imkan bulunmaktadır. İnsanın psikolojik ve duygusal olarak üzerinde çok olumlu bir etkisi olur, bu duygular Allah'a yakınlaşmakla kazanılır. Bunlar: İtminan duygusu, Allah'a ünsiyet, mutluluk, nefsin dinginleşmesi, güven, umut ve olumlu anlamda Allah'tan bir şeyler beklemek. İnsan bu ayda vicdanının yeşerdiğini hisseder, nefsi arındıkça bunu daha güçlü hisseder. İnsan oluşunun kıymetini anlar. İnsan olmanın yüce değerlerine vakıf olur, yüksek duygu ve anlamları kavrar.

İşte bu şekilde ramazan, terbiyenin ahlak ve imanın mevsimidir. İnsani ve imanî değerler bu ayda diğer aylara göre daha belirgin şekilde tecessüm eder. Böylece insan bu ay içerisinde edindiği motivasyonla tüm seneye iyice hazırlanmış olur. Bir ramazan ayından diğerine kadar bu böyle sürüp gider. Çünkü insan için böyle yazılmıştır, yani Allah'ın bu bereketi bir sene boyunca sürdüreceğine dair yazgısı vardır.

Bu anlamda ramazan aslında bir senenin durağı, dinlenme yeridir. Bu durak imanî, terbiyeye dayalı ve ahlakidir, aynı zamanda içerisinde bir çok ecirler vardır. Bu duraklar Allah katında yakınlık kazanma, sevaplar ve vaatler duraklarının her birisi için bir basamak sayılır. Gerçekten çok büyük bir şekilde, bu ayda fırsatlar saçılır. Sevapların karşılığı kat be kat verilir. Bu anlamda ramazan öyle bir fırsattır ki -günümüzde kullanılan bir sözde de geçtiği üzere-  içerisinde sıçramalar bulunur. Bu ay bir tür sermaye olarak görülebilir, Allah'a giden yolda çok kar getirme ihtimali olan bir sermaye!

Bu sermayeyi hafife almamak gerekir, çünkü katlanarak artma imkanı vardır. Tabi bunun imkanı kişinin bu ayı doğru değerlendirmesi ve Allah'a yakınlaşmak için çabalamasıyla olur. Bu ay değerlendirildiğinde kişinin ay boyunca Allah'a vakit ayırması ve O'nun hakkını gözetmesiyle kar ve zararı belli olur.

Şimdi burada dikkat etmemiz gereken bir konu var: Ramazan'ı alışık olunan, rutin bir şekilde beklemekle zihinsel ve psikolojik bir süreçle ve Allah'a dayanarak hazırlanmış olmak arasında fark vardır. Olması gereken öncelikleri başa koymak, nefsi hazırlamak ve psikolojik olarak odaklanmak gerekir, bunlar ramazan boyunca insanın kullanacağı şeyler olacaktır. Bu gerçekten çok önemli bir meseledir. Her hangi bir müslüman, dini arka planıyla, iman duygularıyla ve dindarlık bilinciyle zaten ramazana müştak olur. Çünkü o vicdanında mübarek ramazan ayında yaşadığını hisseder. Bunlar çok farklı ve özel duygulardır. İç dünyası dinginleşir, itminan bulur, Allah'a yakınlaştığını hisseder, böylece insan ramazan ayının genel yapısına bürünür. Bu mübarek ayla bütünleşir, ramazanın havasını iliklerine kadar hisseder. Bu ay sayesinde güneşin doğuşu, gecenin farklı halleri, zamanın döngüsü ve hayatın akışını farklı bir şekilde hisseder. Bu ayda takip ettiği doğa olaylarını bile sanki sadece bu aya hasmış gibi görür, her şey ona istisnai olarak gelir ve zihinsel olarak bu ayı senenin diğer aylarının tamamından ayrıştırır.

Peygamber Efendimiz'den ramazana psikolojik ve zihinsel hazırlık bakımından çok önemli hadisler aktarıldığını söylemiştik. Burada bunların çok önemli olanlarından bir tanesinden bahsedeceğiz, bu hadisi ya da bir kısmını okuyarak özetle vermek istediği mesajı anlatmaya çalışacağız:

"Müminlerin Emiri olan Ali b. Ebu Talib'den şöyle aktarılır:

Peygamber Efendimiz Şaban ayının son Cuma'sında bize şöyle bir hutbe verdi:"

Evet, dikkat ederseniz yukarıda da söylediğimiz gibi bu hadis ramazanın öncesindeki hazırlık süreciyle ilgili olarak aktarılmıştır. Ramazan'a hazırlık.. Ramazan öncesinde, ramazan için kendini hazırlamak için gerekli olan öncelikler ve hazırlık süreciyle ilgilidir. Yani tam da konumuzla ilgili!

"'Allah'a hamdolsun.' diyerek söze başladı, 'Ey insanlar, bir ay sizi gölgeledi ki o ayda bin yıldan daha hayırlı bir ay vardır.'" Bu hadiste Peygamberimiz önce mübarek ramazan ayına dikkatimizi çekmektedir. Sonrasında bu ayın içerisinde kadir gecesinin olduğunu söylüyor. Evet bütün anlam ve önemiyle kadir gecesi! Hadisin metnini bitirdikten sonra bu gece üzerine de konuşacağız inşallah. "Bu ay ramazan ayıdır, Allah bu ayda oruç tutmayı kutlu kılmıştır." Yani bu ayda oruç tutmak İslam'ın temel şartlarındandır. İslam'ın rükünlerinden bir tanesidir. "Bu ayda Allah bir geceyi namaz kılarak, ibadet amaçlı geçirmeyi diğer aylardan yetmiş geceyi ihya edenin ameline denk saymıştır. İyilik ve hayır özelliklerinden birini bürünene geri kalan tüm farzları işlemiş sevabı verir." Bunlar çok yüce dereceler ve hayırlı amellerin kat be kat karşılıklarıdır. Nafile ibadetler bu aydaki karşılıklarıyla farzların seviyesine çıkar. Çok büyük kıymetler elde ederek Allah'a yakınlık ve iman olarak kişinin hanesine yazılır. "Yine bu ayda Allah'ın farzlarından bir tanesini yerine getiren kişi, sanki diğer aylarda işlenmiş amellerin yetmiş katı kadar sevap kazanır. Bu ay, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı cennettir. Bu ay müvâsâ ayıdır." Bu kavram üzerine inşallah ileride konuşacağız. "Bu ay Allah'ın Müslümanların rızkını arttırdığı bir aydır. Bu ayda bir oruçluya iftar ettiren Allah katında bir köle azat etmiş gibidir. Önceki günahları tamamen silinir.' Bunun üzerine orada bulunanlar Peygamber Efendimize, aralarında bulunan bazılarının bir oruçluya iftar ettirecek durumu olmadığını söylediler. Yani bazılarının ekonomik durumu gerçekten kötüydü. Fakir bir müslümana iftar ısmarlayamayacak kadar kötü durumda olanlar vardı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: Allah kerem sahibidir. Bu ecirleri oruçlu bir kişiyi küçücük bir şeyle iftar açtırana bile verir demiştir. Bu hadiste geçen müdgatü leben kelimesi suya bandırılmış yoğurt demektir. Böyle küçücük bir şey bile olur anlamında kullanılmıştır. "Ya da içilebilir, tatlı bir sudan bir yudum verene ya da hurma taneleriyle bile olur." demiştir. "Kim bu ayda kölesine işini hafifletirse Allah da onun kıyamette hesabını kolaylaştırır. Bu bir aydır ki başı rahmet, ortası bağışlanma, sonu ise ateşten kurtulmadır." Şimdilik bu kadar okumakla yetinelim ki hadiste ilgili yerleri biraz açıklayalım. Böylece okuduklarımızdan faydalanmış olalım. Peygamberimiz bu hadiste bir çok farklı konuya dikkatimizi çeker. Birincisi bu mübarek ayın önemidir. Bu önem bu ayın belirli bir zaman diliminde kat be kat karşılıklara vesile olduğu, yapılan işlerin karşılıklarının çok fazla olduğuna dairdir. Bu kutlu ay -tabi biz bunu konuşurken hemen önümüzde olan mübarek bir şeyden konuşuyoruz- içerisinde bin aydan daha hayırlı bir geceyi barındıran bir aydır. Bu gecede Allah, tüm kullarına takdir ettiği şeyleri takdir eder. Yani kaderine yazar. Bu ayda yazılanlar bir senenin işlerini tümel olarak yazdırır ve biz bir sene içerisinde tafsili olarak bunları yaşarız. Allah kaderi takdir eder, yazar. O Alim ve Hakim'dir. İlim, rahmet ve hikmetinin gereği olan şeyleri yazar. Yine dikkat çekilen bir nokta insanın bizzat kendisiyle ilgilidir. Yine toplum ve ümmetle ilgili şeylere, toplumun gidişatıyla ilgili şeylere dikkat çekilir. Bir bakıma insanların yönelimleri, eylemlerine dikkat çekilir. Bunlar onların lehine ve aleyhine olan durumlardır. Bu çok önemli bir meseledir. Bu bizzat seninle ilgili bir şeydir. Senin gidişatın ve kaderinle ilgilidir. İşte tüm bunlar kadir gecesinde yazılır ve bu gecenin önemi çok büyüktür. Her birimiz için bu böyledir, çünkü bu gecede senin hayatınla ilgili şeyler yazılır.

İnsan kendisi için hayrı sever. Allah'ın kendisine hayır yazmasını elbette ister. İcmalde ve tafsilde hakkında yazılanların hayır olmasını ister. Aynı şekilde toplumsal ve ümmet bakımından da düşünürsek umarız ki Allah hepimize ve herkese bağışlanma, tevfik, rahmet ve sıkıntıdan kurtulma yazar. Hayat standartlarımız, dini ve dünyevi işlerimiz bakımından bizi ferahlatmasını arzularız. Her insanın kendi işleri, sıkıntıları, problemleri olur.    Hayat koşulları olur ve Allah'a ihtiyaç duyar.

Aynı zamanda kadir gecesi Kuran'ın indiği gecedir. O Kuran ki şanı yücedir. Allah'ın kullarına hidayet ve nurudur. Nitekim ayette: "İçerisinde Kuran'ın indirildiği Ramazan ayı.." buyurmuş, bunun insanlar için hidayet olduğunu söylemiştir. Yine Cenabı Allah: "Şüphesiz ki biz onu (Kuranı) kadir gecesinde indirdik." demiştir. Kuranı Kerim ve kaderimiz demek ki kadir gecesiyle örtüşüyor. Ona uyduğumuzda Allah bize rahmet ediyor. "Bu bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır, o halde ona uyun. Takvalı olun ki rahmet olunasınız." Yani Allah'tan gelen bir rahmete kavuşursunuz. Allah'ın rahmeti bu aydaki her şeyde tecelli eder. Tabi bu O'na ve kitabına uyduğumuz ölçüde olur. Bu kitap dalaletten ve sapmadan kurtuluştur. Dünya ve ahirette kurtuluş vardır. Tabi ki böyle bir kitabın bu ayda inmiş olmasının takvayla, bu ayın mübarekliği ile ilgisi vardır.

Ramazan ayının başlıca gelen öncelikleri arasında Kuranı Kerimle ilgilenmek gelir. Bunda hiç bir şüphe yoktur ve insan bunun bilincinde olmalıdır. Kuranı tilavet etmeli, onu anlamaya çalışmak için odanklanmalı ve bolca düşünmeli, onun hidayetine sığınılmalıdır. Kuranla ilişki hidayet ilişkisidir. Kuranla nasıl hidayet buluruz? Onunla nasıl anlayış sahibi oluruz? Ondan gönüllerimize şifa olan şeyleri alırız. Bizi arındıran, selamete kavuşturan şeyleri alırız. İç dünyamızda yaşadığımız her türlü prtoblemleri, gel gitleri onunla tedavi etmeye çalışırız. Onunla istikamet buluruz, arınırız. İnsan bütün bu mübarek ay boyunca Kuran'a yoğunlaştığında, kadir gecesinde kazananlardan olur. Allah'ın kendisine yazdığı şeylerde iyiliği elde edenlerden olur. İşte ramazanda bu bilinçte olmalıyız, bütün bir ayı nasıl geçireyim ki bu geceyi layıkıyla eda edeyim? Allah'ın ateşten kurtardıklarından nasıl yazılabilirim? diye dert edinmelidir. Bu gecede dünya ve ahiret işlerinde hayrı nasıl yakalarım? Salihlerden yazılmak için neler yapmam gerekir? diye düşünmelidir. Bu kişisel bakımdan yapılan duadır. Ümmetin ise hidayeti istenmelidir. Halkımız için din, iman ve selamet istemeliyiz. İman, basiret ve tevfik için dua etmeliyiz. Allah bizi kendisinden razı kılsın, içinde bulunduğumuz sıkıntılardan bizi kurtarsın.

Kadir gecesi, Allah'ın kullarına yazacakları konusunda önemli bir gece olması hasebiyle dikkatlerimizi Kuran'a çeviren bir gecedir. Her birimiz itibar gözüyle bu geceye nazar etmeliyiz. İnsan baştan itibaren bu geceyi önemsemeli ve ona hazırlanmalıdır.

Şimdi ikinci bir başlığa gelelim, bu insanın bu ayda yaptığı amellerin faziletine dairdir. Bu ayda ibadetlerle ilgili konulara önem verilmelidir. Bunların başında zikir ve nafile namaz gelir. Bu ayda zikri çoğaltmak gerekir. Zikri çoğaltmak ve nafile namaz ruhani tarafımızı besler. Ruhani tarafımız mümin insanın hayatının önemli bir boyutudur. Allah'ı kalp, duygu, his ve dille anmak iman noktasında ve mümin insan için çok önemlidir. Derinlikli bir boyut ve önemli bir taraftır. İnsan bu yönünü kaybederse ruhu katılaşır, kalbi katılaşır. Benliği örselenir ve zulmet kendisini kaplar. Bu gerçekten çok tehlikeli bir şeydir. Vicdanın katı olup kalbin pas tuttuğunda, gönlün boş olunca, iman ve Allah'ın zikri o kalpte yer etmeyince durumu çok ağır olur. Bu saydıklarımıza havf, reca, Allah'a yakınlık gibi duyguların yokluğunu da ekleyin.

İnsan, Allah'la olan ilişkisini zikir ve ibadet yönünden kurduğu zaman onun kalbinde öyle bir güven duygusu oluşur ki kendisine yönelik tüm tehdit ve tehlikelere göğüs gerebilir. Bunun onun hayatının belli noktalarında, eylemlerinde çok büyük bir etkisi vardır. Kötülüğe tahammül edebilir, hayata olumlu yönden bakabilir. Fakat insan bu noktalarda kusurlar gösterdiğinde onun kişiliği silinip gider. İçi daralır, düşünceleri hep olumsuz olur. Depresyon onun sürekli niteliği olur. Kötülükler ona hükmeder. Endişe onu kaplar, güven hissi kaybolur ve sürekli bir stres içinde olur. İçinde bulunduğu bu durum ondan bir çok kötülüğün neşv ü nema bulmasına zemin sağlar. Enaniyet gibi, hodbinlik gibi bir çok kötü şey..

Bu kadar sıkıntılı ve zorluk içerisinde yaşadığımız şu çağda.. Hız çağı, hayattaki her şeyin üzerimize geldiği, tüm yolların kapandığı şu çağda.. Fitne ve kışkırtmalar gerçekten çağımızda herkesi çok zorlayan bir şeydir. Korkular, sıkıntılar etkilerini öncelikle insanın nefsinde bırakır. Bu beşeri nefis, kişinin güçlü ve mert duruşunu engeller. Bu şekilde metanetlice durmak, ruhunu güçlendirmek için vs. Allah'a yakınlaşmak ve O'nunla bağımızı güçlendirmek gerekir. Müminlerin yakınlık mertebelerine ulaşmaları, Allah'la baş başa kalarak O'nu anmalarıyla mümkündür. Namaz, münacaat, dua ve zikirlerinde olur. Onlar bu makamlarda en mutlu anlarını yaşarlar. Bu an ancak mümin bir kişinin tadabileceği bir şeydir. Allah'a yalvarır, O'na ibadet eder.. Bunlar: Zikir, namaz, dua ve kendini küçük görme makamlarında olur. Vicdan, şuur ve hissiyle Allah'a yönelerek O'ndan bağışlanma ve affedilme ister. Zelle, masiyet ve günahlarından ötürü O'ndan özür diler. O'ndan affedilmeyi, hoş görülmeyi ve müsamahayı ister. Böylece O'na acziyetini gösterir, taleplerini kendisine bildirir. Allah'a güven, O'na dayanma duygularını işte tam da böyle anlarda elde ederler. Bu durumda insan şöyle düşünür:

"Bu hayatta her ne kadar sıkıntılarla, problemlerle karşılaşsam da benim güvencim ve dayanağım olan bir rabbim var." şeklinde düşünür. İşte bu düşünceler insanda çok farklı pencereler açar ve güven duygusu aşılar, tam da o anda insan Allah'a yakınlık hisseder. Allah beni anın ben de sizi anayım, şükredin nankörlük etmeyin buyurur. Bu çok çok önemli bir sözdür. Allah seni rahmet ve faziletiyle anıyor. Böylece sana sekine bahşediyor, seni manevi bir destekle destekliyor. Hayatındaki sıkıntıları gideriyor, rahmet ve ilmini senin üstüne salıyor. Evet, burada anlamamız gereken şey, insanın bu şekilde geçirdiği manevi anlarda içine hangi tür duyguların doğacağı şeklindeydi.

Şimdi gelelim, ecirlerin kat be kat karşılıklarının verilmesine.. Bu ayda yaptığımız şeyler öte dünyada misliyle karşımıza çıkacaktır. Bu dünya kendisinde hiç şüphe olmayan, bir gün kesinlikle sonsuz olarak gönderileceğimiz bir dünyadır. İşte bunun için takvayla azıklanmalıyız. Bahsedilen bu salih ameller -bize olan bir çok olumlu etkisiyle beraber- aynı zamanda sermayemizdir. Biz bu sevaplardan oluşan sermayeye gerçekten çok ihtiyaç duyarız. İnsan Allah'a yönelmesi ve bu dünya hayatının fırsatını doğru kullanması bakımından vaktini iyi değerlendirmelidir. Gençlik nimeti başka, sağlık nimeti başka, ömür nimeti başka.. Bu fırsatların hiç birisinin yeri dolmaz. Peki insan bu fırsatların kıymetini ne zaman anlıyor? Öldüğünde..

Öldüğünde anladığı ilk şey.. Bu hayatın asla yeri doldurulamaz bir fırsat olduğudur. Bu yüzden birilerine ölüm geldiğinde "Rabbim bırak da döneyim, yapmadığım şeyleri yapayım." der. Asla! Artık onlarla bıraktıkları şey arasında bir berzah vardır. İnsan için geri dönüş mümkün değildir. Sonradan hayır amel işlemek için tekrardan eline bir fırsat geçmez. Ecel biter, fırsat kaçar! Bu fırsat hayırlı amel işlemek ve diğer şeylerdir. Bu anlamda ramazan ayı, amellerden büyük karlar elde edilecek bir aydır. Ecir, bu ayda katlanır da katlanır. Kadir gecesine gelindiğinde ise buradaki ecir hayalin ötesindedir. Tabi ki bu amellerin geçerliliği takvayla mümkündür. Çünkü Allah, amelleri takvalı olanlardan kabul eder. Takvayla yapılan amellerle insan, en önemli ticaret pazarlarından elde edeceği onlarca kardan daha fazlasını kazanır. Bu çok büyük bir sermayedir. Kıymetli bir hazinedir, durduğu yerde kıymet bulan, değer kazanan, kendini katlayan fırsat ve zamanlardır. İşte bu yüzden Allah bu ayda bir gecede kılınan namazı normal aylarda kılınan namazlardan yetmiş kat daha fazla saymıştır.

Bir iyiliği yapan farzlardan aldığı sevabı alır, bir farzı işleyen yetmiş farz işlemiş kadar sevap alır. Kardeşlerim bu çok büyük bir fırsattır. Allah katındaki değerinin artması için, Allah'a yakınlık kazanman için çok önemli bir fırsat.. Bu sermaye Allah'a sunulduğunda kıymeti anlaşılacak bir öneme sahiptir. Sen cennete neyle gireceksin? Salih amelle.. O zaman salih amel sermayedir.

Sonra Peygamber Efendimiz ramazanın sabır ayı olduğunu söyler.. Bu ramazanın terbiye edici yönüyle ilgilidir çünkü biz bu ayda sabretmeyi öğreniriz. Sabrın bu hayattaki kurtuluş ve başarımızda çok önemli bir yeri vardır. İnsanın bu hayatta yaptığı her şeyin mayası sabırdır. Sabır olmaksızın hiç bir şey olmaz, sabırla imanın ilişkisi bedenle kafanın ilişkisi gibidir. Sabır, zorunlu bir şeydir ve o olmadan dünya ahiret hiç bir işimiz rast gitmez. Sabırla tahammüllü olur. İrade ve tahammül veren şey sabırdır.

Bu seviyelere yani tahammül sahibi, kudret sahibi insanların seviyesine ancak sabırla erişebiliriz. Bunlar şehvetlere, fitnelere, kışkırtmalara ve sıkıntılara karşı olur. Bu insanlarda sebat ve sağlam duruş vardır. Güç ve kuvvet sahibi olurlar. Bu neyle olur? Sabırla olur. Bunun tersi olan insanlar hemen kırılırlar, dökülürler ve cayarlar. Hemen teslim olurlar.. Her şeye karşı böyledirler örneğin şehvetlere, tehtitlere.. Sorumluluk almaz, önemli işler almaz, hayattaki rolü zayıftır, işleri küçük küçüktür. Gerçekte o sıfıra sıfır bir adamdır. Ahiret ve dünyada tüm hayırları kaybeder. Cennete ancak sabırla gidilir. Dünya ve ahirette sabır olmaksızın hiç bir şey kazanamayız. Biz ramazan ayında işte bu sayılan tüm iyi özellikler yani tahammül, irade, kudret gibi özelliklerle bezenir ve seneye öyle başlar öyle gireriz.

Bu yüksek bir maneviyattır ve ümmeti Muhammed bu ayda bu enerjiyi elde eder. Bu güç nefislerde başlar, irade gücüdür, azim gücüdür, denge gücüdür.. Bu haliyle kişi Allah'a her daim yönelerek O'ndan aldığı güçle tüm sıkıntı ve meşakketlere göğüs gerer.

(Amerika'ya, İsrail'e ölüm sloganları ve tekbir sesleri)

İstikamette de sabırlı olmak gerekir. Şehvet ve kışkırtmalara karşı sabırlı olmak.. Sorumluluklarımızı yerine getirmek için çok ciddi bir sabra ihtiyaç duyarız. Cihatla ilgili sorumluluklarımız, iyiliği emretmeyle ilgili sorumluluklarımız, kötülüğe karşı çıkma, batıla direnme, tağut ve zalimlere karşı çıkmayla ilgili sorumluluklarımızın tamamı sabra ihtiyaç duyar. Bu öyle bir zamandır ki bu zamanda güçlü olan, kazanan, kurtulan hep sabırlı olandır.

Bunlar Allah'ın vaat ettiği şeyleri kendi elleriyle gerçekleştirmesini isteyen kişilerdir. Bunlar sorumluluklarını yerine getirmek isteyen ve üzerlerine düşeni hakkıyla yapan kişilerdir. Çünkü Allah'ın vaatleri sabra bağlanmıştır. "Allah sabırlılarla beraberdir." ve "Allah, sabırlıları sever."

Biz Yemen halkı, bir imtihan olarak asrın tağutuyla karşı karşıyayız. Bu tağut ABD ve İsrail, aynı zamanda onların uşaklarıyla görünür. Bu uşaklar münafıktır ve biz bu imtihanı zulüm, ihanet ve başkaldırı gibi diğer bir çok şeyle de anlayabiliyoruz. Biz onların bu zülüm ve suçlarına karşı çıkabilmek için elimizden gelen şeyi yapıyoruz. Davranışlarımızda onların bize olan tehditlerine karşı direnme etkili oluyor ve buna göre davranıyoruz. Böylece bir yönden üzerimize düşen şeyi yerine getirmiş oluyoruz bir yandan da bahsettiğimiz anlamda elimizden geldiği kadar sabrediyoruz.

Eğer sabrımız olmasaydı, bu sabırsızlığın sonu yok olmak olurdu.. Oysa teslim olmak kaybetmek ve düşmektir. Sabretmediğimiz bir iyiliğin bizim için Allah katında bir karşılığı yoktur. Onun bir fazileti de yoktur.. Biz bugün amel meydanında sabrediyoruz. Biz direniş çerçevesinde sorumluluğumuz için sabrediyoruz. Allah'ın bizden istediği sabrı kendi sorumluluğumuz çerçevesinde yerine getirmeye, üzerimize düşen vacipleri yapmaya, kıyam etmeye çalışıyoruz. Sebat makamında sabrediyoruz. Sorumluluk dairemizde sabrediyoruz. Yüksek bir mevkide sabrediyoruz. Güç, kuvvet ve sebatla sabrediyoruz. Sabır teslim olmuşların, zillete düşmüşlerin, alçakların işi değildir. Bunların sabrı baş eğmeyedir. Ayaklar altında ezilmek ve tartaklanmayadır. Zillet ve hiçliğedir. Hayır hayır! Ben bu sabırdan bahsetmiyorum.. Benim bahsettiğim sabır Allah'ın dostu olan mücahitlerin sabrıdır. Meydanların yiğitlerinin sabrıdır. Bunlar sorumluluk adamlarıdır ve istenen sabır aslında budur.  

Sabrın karşılığı cennettir. Murabıt olanlara müjdeler olsun. Ramazan kutlu olsun böyle olanlara! Cephelerde savaşan, sabırlarıyla siperlerde duran kardeşlerimiz için ramazan kutlu olsun. Onlar cephelerde beklerler ve Allah onlara karşılıklarını kat be kat verecek. Sabrın bir semeresi de Allah'ın müslümanların gidişatıyla ilgili hazırlamış olduğu şeylerin sonucunda çıkacaktır. Örneğin büyük uhud savaşı.. Buna Enfal suresinde Allah tarafından furkan günü denmiştir. Bu savaş ramazan ayında gerçekleşti. Mekke'nin fethi ki bunun sonucunda bir çok neticeler zuhur etmiştir. Tarihi anlamda büyük olaylar olmuştur. Risalet, peygamber efendimiz ve müslümanların kaderiyle ilgili büyük dönüşümler yaşanmıştır.

İşte bu büyük olaylar hep ramazanda yaşandı. Bunlar o dönemde yaşayanların yüksek sorumluluklarıyla kazanıldı ve derecelerini arttırdı.

Aynı zamanda bu ay eşitlik ayıdır. Bu başlık ramazanla ilgili en önemli başlıklardandır ve ramazan tam bir eşitlik ve Allah için verme ayıdır. Bu ayda fakirlere miskinlere muhtaçlara yardım edilir, enaniyetin kırılır ve kendini düşünmekten feragat edersin. Sürekli kendinle uğraşmaya kafa yormandan seni kurtarır. Böylece daha geniş bir alanda düşünmeye başlarsın. Bu içinden gelen iman baskısı ve sağlıklı bir ruh haliyle olur. Böylece çevrendeki muhtaç ve fakirleri gözetlemeye başlar onlara yardıma koşarsın. Yardımın ilki yemek yedirmektir. Evet yardımın ilk başlığı budur. Zira sıkıntıların başlıcası açlıktır. Fakir insanı sıkıntılı ve aç bir vaziyette görürsün. Sana ailesine yemek götüremediğini ve evde ocağın yanmadığını söyler. Onlara sunacak bir yemeği olmadığını söyler. Ailesine yemek götürmek ve ekmek parası konusunda adamı sıkıntılı bir halde görürsün. Bu adamın sıkıntısını başka hiç kimse çekmez.

Kuran'da da yardım meselesinde insanları doyurmak meselesine yoğunlaşılmıştır. Hatta bunun tonunun çok yüksek olduğu da söylenebilir. Öyle ki kafirler bile kınanırken "Allah'ın doyurmayı istemediğini biz mi doyuralım." dediklerini aktarır. Böylece onların hayırsızlıklarına ve miskinlere merhametsiz davrandıklarına işaret eder. Zor zamanlarda -bizim halkımızın da içinde bulunduğu şuanki durum gibi- boykot durumlarında, kuşatma ve fakirlik zamanlarında toplum en ciddi sıkıntılarla yüz yüze gelmiş olur. Bir şey satın almaya güçleri yok, Ukrayna ve Avrupa meselesindeki gibi hala sürmekte olan soğuk savaşın gölgesinde, bir yandan fiyatların yükselmesi bir yandan devlet bazlı değişim ve dönüşümler bunu gördük. Bir yandan fiyatlar artıyor bir yandan ülkelerde değişimler yaşanıyor. Bu anlamda geniş bir konjöktürde sıkıntı ve darlığın nasıl yayılabildiğini, insanları daraltan fakirlik ve aç kalan aileleri görüyoruz. Bir çok ailenin besinini temin etmede ve yemek bulmada dara düştüğüne şahit oluyoruz. Bu çok önemli bir meseledir ve Kuranı Kerim bu meseleye bir çok farklı ayette dikkat çekmektedir.

Fakiri ve miskinleri doyurmak, onlara yemek temin etmek.. Bunları yapmayanların da Kuran'da şiddetle kınandığını biliyoruz. Peygamberimiz komşusunun aç yattığını bilmesine rağmen tok yatan kişinin halini bize anlatır. Sen komşunu aç yatıyor bilmene rağmen mideni tıka basa doldurup yatıyorsan ve onu umursamıyorsan hadiste de belirtildiği üzere insanların en kötüsüsün.

İşte bu yüzden ramazanın en önemli vurgusu ve başta gelen önceliği -her mümine düşen şey- başkalarına yardım etmek ve bunu öncelikle yemekle yapmaktır. Besin noktasında onlara destek olmaktır. Bunun karşılığı Allah indinde çoktur. Beled Suresinde:

Fakat o, sarp yolu göze alamadı. O sarp yol nedir, bilir misin? Köle âzat etmektir. Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu ­doyurmaktır. Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı öğütleyenlerden olmaktır.

buyrulmaktadır.

Haydi bu ramazan bu köleleri azat ederek yüksek erdemlere, insanın varacağı zirvelere ulaşalım! Bu büyük şerefe nail olalım. Fakir ve miskinlerimize sahip çıkalım. Şu olumlu ruh ve hava toplumun tüm kesimlerine yayılsa..

(Tezahüratlar)

Her birimiz yardım ve desteğe rağbetli olsa.. Bir yetimi bir yoksulu bir fakiri gözetmenin derdinde olsa bu toplumu nasıl da değiştirecektir. Toplumsal ve sosyal hayatı dönüştürecektir. Toplumun dayanışmasında böyle hassasiyetlerin rolü çok büyüktür. Kardeşlik, toplum üyeleri arasında birlik, yaraları sarma noktasında, sıkıntılar, problemler ve tehlikelerin yok edilmesi konusunda bu erdemler çok önemlidir. Dünyada bu türlü müspet fiillerin karşılığı böyledir ve ahirette olan ise bundan çok daha yücedir.

Hadiste bu ayda oruçlu doyurana köle azat etme sevabı verileceği ve önceki günahlarının tamamının silineceği geçmişti. Demek ki bu eylem kişinin günahlarının silinmesi için bir vesiledir ve kişiye faydası çok fazladır. Allah'a tövbe etmek ve günahından dönmek demektir. Çünkü tövbe yalnızca dille söylenen bir şey değildir. Bununla beraber affedilmemizi sağlayacak diğer sebeplere de yapışmak gerekir. İşte bu şekilde fakirlere vermek seni olumsuz tüm şeylerden, günahlarından ruhundaki darlıktan kurtarır. Sen bu amelle sicilini yenilemiş olursun. İşte Allah'ın bu şekilde bir garanti vermesi çok önemli bir meseledir. Bu isterse bireysel olsun istese iftar çadırlarında vs. olsun. Bunun bir karşılığı olamaz. Hayır konusunda arzulanan her şey makbuldür ve istenen bir şeydir.

İnsanların evine kumpanya bırakmak olabilir, ev ev gezmek olabilir.. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyacını gideren ve karnı aç olanları doyuran her türlü yardım ve farklı yollarla yapılan destekler makbuldür. Bu çok önemli bir konudur.

Şimdi toplumsal yaşamı etkileyen, maddi manevi her şeye tesiri olan bir konu daha var ki yeri gelmişken onu da konuşalım: Fiyatların artması problemi. Bu bir çok aileyi neredeyse bir şey satın alamayacak kadar kötü bir duruma sokmakta ve onları acizliğe düşürmektedir. Zorunlu gıdalar ve bir kase yoğurt alamayacak duruma sokan bir problem. Bir gram buğday ya da un alamayanlar var. Bu problem alım gücü yokken fiyatların fahiş şekilde artması ve para getirecek iş sektörlerinin olmamasıyla ilgilidir.

Fiyatlardaki artış probleminin temel olarak üç sebebi vardır:

Birincisi, şiddetli kuşatma ve abluka.. Bu düşmanlarımız tarafından bize karşı yapılan gerçekten çok büyük bir suçtur. Bu onların en vahşi en iğrenç suçlarıdır. Ne insanidir ne ahlakidir. Bunun sonucu toplumumuzdaki her bir çocuğu her bir genci etkilemektedir. Onlar yüzünden azıklarını temin edemiyor ve istedikleri şeyleri alamıyorlar. Gaz petrol gibi en önemli şeyler çok ciddi kısıtlamalarla ve çok pahalı olarak geliyor. Ya da fiyatları aşırı artıyor ve bu mesele bundan başka bir çok probleme yol açıyor. Bu, zalimlerin bu halka reva gördüğü en ciddi meselelerdendir. Bu, onların bu halka yaptıkları en cani düşmanlıktır. Bu, onların işlerinin canice vahşice ve gaddarca olduğunun en ciddi delilidir. Bu insani de değildir, şeriata da uymaz ne de ahlakidir. Bu mesele tek başına onların halkımızın tamamına düşmanlık beslediklerinin kanıtıdır. Onlar bu bölgenin kendisine ya da belirli bir noktaya değil, bu halkın tamamına düşmanlık ediyorlar. Onlar her bir aileye savaş açıyorlar. Her bir bireye, küçüğüne büyüğüne ulaşan bir düşmanlık bu.. Bu apaçık bir şahittir ve mesele çok açıktır. 

Fiyatların artışının ikinci etmenine gelince.. Ülkesel çaptaki değişim ve ilerlemedir. Bundan önceki ekonomi planlarında örneğin yapılan ithalatlar Yemen halkının lehine olacak şekilde yapılıyordu.. Kürdandan salataya ve diğer gıda ürünlerine kadar özellikle de buğday da durum böyleydi. İthalat dışarıdan yapılıyor, yurt içi üretim iptal ediliyor! Tüccarlara böyle ürünleri dışarıdan almaya yönelik bir yönlendirme yapılıyor. Böylece bu kişiler sermayelerini yurt içi üretimde kullanmıyorlar. Bu hatalı politikanın halkımıza zararı çoktur. Halkımızın şuan yaşadığı problemlerin bir sebebi de işte bu ekonomik politikaya dayanmaktadır. Bunlar hatalıdır, düzmecedir ve asla doğru değildir.

Mesela bizden çok uzak olan hatta çok uzak olan Ukrayna'da savaş çıktı ve biz buğday ihtiyacımızın yüzde otuzunu onlardan karşılıyorduk. Ukrayna krizi anında Yemen'de gözüküyor! İşte bu çok büyük bir sıkıntı ve yanlış siyasetlerin ürünü..

(Tezahüratlar)

Ukrayna'da yaşanan bir kriz bizi burada etkiliyor. Bu apaçık bir hatadır. Neden böyle olsun ki? Bizim buğday ihtiyacımızı karşılayacak arazimiz yok mu? Hayır! Buğday ihtiyacımızı karşılayacak kadar arazimiz var oysa ki. Dünyada tarım üretiminde sekizinci sırada gösterilen şu Japonya.. Yemen'den coğrafi olarak çok daha küçüktür. Çoğu bölgesi volkanik adadan oluşur ve bu adamların toprağı yok. Toprakları çok az ama onlar sekizinci sıradalar. Biz de hamdolsun bir yığın toprak var, yurdumuzun her yeri toprak. Toprak demek tarım demek. Ülkemizin çoğu yeri tarıma elverişli.. Koca koca, buğday ekilebilecek arazilerimiz var ve gayet de verimli topraklar. Fakat biz üretim yerine dışarıdan almaya çalıştığımız için -giyim kuşam, yemek, tohum gibi her konuda- dışarıda yaşanan her sıkıntı burada hissediliyor. Hangi kriz olsa Yemen'de hissediliyor. ABD siyaseti yüzünden Avrupa'da problemler yaşandığında -ki ABD savaşları yayar ve krizleri doğurur ve insanlık için şerri yükseltir- bizim durumumuz yine kötüleşti. Bir taraftan abluka bir taraftan da tüm dünyayı etkileyen krizler.. Evet sanmayın ki şu dünyada bir biz krizdeyiz. ABD ve Avrupa'da ve dünyanın tamamında petrol artıyor, bizim yaşadığımızı onlar da yaşıyor. Hak ettiler hak ettiler, onlar bunu çoktan hak ettiler.

(Tezahüratlar)

Bir taraftan abluka bir taraftan tüccarlarımızı dışa bağımlı hale getiren yanlış politikaların yanında üçüncü problem ki bu problem savaşılabilecek hatta savaşma sorumluluğumuz olan bir şeydir. Ülkemizin sınırları içerisinde yaşanan saçmalıklardır. Ama tacirler ama yatırımcılar ya da fiyatları arttırma, stokçuluk.. Fesatlık sağanakları, tamah sağanakları ve kötülük sağanakları yağmakta.. İşler kötüleşince kendi kafalarına göre fiyatlara zam üstüne zam yapıyorlar. Ülkenin gidişatına ya da salahına bakarak zam yapmıyorlar. Daha çok kar için arttırıp duruyorlar. Bu bir istismardır.. Ülkemizdeki abluka, Ukrayna'da yaşananlar umurlarında olmaz ve pişkinlikle fiyatları arttırırlar. Fiyatların, haddinden fazla zamlandığı ya da abluka ve dış etmenlerden bağımsız olarak artmasına karşı baş kaldırmak ve bu konuda birlik olmak gerekir. Ticaret ve Sanayi Bakanlığı görevini sonuna kadar yapmalıdır, halkın arasında memurlarla gezip fahiş zam yapanları cezalandırmalıdır. Durum gerçekten çok sıkıntılı. Ya da örneğin aynı bakanlık, fiyatları koruma noktasında sorumludur. Bu onların görevi o halde hareket etsinler. Bir çarşıda bir dükkandan diğerine fiyatlar değişiyorsa bunun nedenini öğrenmeliler. Burada bir oyun döndüğü açık. Hep beraber bu oyuna karşı çıkmalıyız ve herkes elinden geleni yapmalıdır. Fiyatlarla oynama ve stokçuluğa karşı.. Özellikle de stokçuluk pratik anlamda çok daha büyük problemlere sebep olmaktadır. Vatandaşların bu konularda aralarında birlik olması gerekir. Topulm, fiyatlarla oynanmasına karşı çıkmalı ve tepkisini göstermelidir. Devlette yetkililer ve toplum arasında kuvvetli bir bağ olmalıdır. Yöneticilerin eski adetlere dönmemeleri lazım. Yani halkla arana set çekme ve irtibatsız olma huylarından vazgeçmeleri gerekir ki halka karışsınlar, onların seviyesine insinler.

(Tezahüratlar)

İnsanlardan biri olsunlar, onları yakından duysunlar, görsünler ve gözetsinler. Bu bir sorumluluktur. Bu onların Allah karşısında da bir sorumluluklarıdır. Aynı şekilde basının görevi de olumlu ve pozitif olsun. Problemi çözmeye yönelik olsun, devrime karşı olumsuz etkiler yapacak haberler yapmak değil. Evet, bizzat problemleri çözmeye yönelik ve olumlu işler yapsınlar. İnsanların acılarıyla, yaralarıyla, sıkıntılarıyla eğleşmesinler. Toplum, basın ve yönetim arasında uyum sağlandığında o zaman kimse stokçuluk yapamaz kimse fahiş zam yapamaz. Böylece sıkıntıların büyük çoğunluğu ortadan kalkmış olur. Fakir ve muhtaçların problemleri ortadan kaldırılır. Ramazan ayında dikkat etmemiz gereken şeyler işte bunlardır.

Tüccarlar, Allah'tan. Çünkü kulağımıza onların ramazanı fiyatlara zam yapmak için bir fırsat olarak gördüklerine dair haberler geliyor. Yine bazı tüccarların da fiyatlarda indirim yapma girişiminde olduğunu duyduk ki işte mükemmel, gerçekten mükemmel bir şeydir. İşte bu insani ve ahlaki bir hamledir. Olması gereken işte tam da budur. Bir takım tüccarların ramazan dolayısıyla fiyatları düşürmek için indirim yapması.. İşte bu insani hareket, bu yönelim, bu çaba bunun imana dayalı olması gerekir. Allah onlara her türlü hayır ve bereketi ihsan etsin. Onlar vatandaş gibi, vatandaştan biri gibi fiyatları düşürmek istiyor ve vatandaşın halinden anlıyorlar. Böylece bereket ve ecirlere nail olurlar, imani saiklerle ve şahsi olarak insiyatif alıp bunu yapıyorlar. Allah insana bedelini verir, ihsana ihsanla karşılık verir. İşte eşitlik ayı böyle olur ey imanın yemeni..

Aynı şekilde elinde avucunda ne varsa.. Bu bir parça ekmek olabilir bir parça hurma olabilir kimin elinde ne varsa bir şeyler yapmak için uğraşmalı, yoksullara yardım etmek için can atmalıdır.

Hadiste geçen "kölesinin yükünü hafifletme" çok önemli bir meseledir ve geniş bir konudur.

Şimdi "Başı rahmet, ortası bağışlanma ve sonu ateşten kurtuluş" ifadesine gelelim.. Bu mümin kişinin odaklanması gereken bir şeydir, Allah'tan rahmet ummak en önemli şeydir. Evet Allah tarafından affedilmek mümin kişinin en başat hedefi olmalıdır. Sebeplere sarılmalıdır, bu sebepler rahmet sebepleridir ve rahmet her şeyi kuşatmıştır. Mümin, ateşten kurtulmak için son derece çabalamalıdır. Ahirete, cennet ve cehenneme inanan, bunların hukukuna riayet eden kendisini ailesini, çoluğunu çocuğunu kurtarmaya çalışan kişi bunlara dikkat etmelidir. "Kendinizi ve ailenizi yakıtı taş ve insanlar olan ateşten koruyun"

Ramazanda rahmet kapıları açılır. Allah kula bir çok fırsat, imkan ve kolaylıklar sağlar. Kat kat karşılıklar verir. O halde insan kendisi için rahmet yazılanlardan olmak için çabalamalıdır. Allah'a kavuşmak ve cenneti kazanmak için her türlü çabayı göstermelidir. İnsan sonsuz mutluluk ve cennet için bu çabayı göstermelidir.

(Tezahuratlar)

İman bizim Yemen halkımızın kimliğidir, şerefimizdir. İmanü'l-Yemân olarak bize isim veren ve ser levhamız olan bu şey bize şeref olmuştur. Bu iman -Allah'ın tevfik ve izniyle- hayatımızın her safhasında mücessem olacaktır. Namazımızda, orucumuzda, hayır işlerimizde, ihsanda, cihatta, kurbanda, gönüllerde ve her makamda görünür olacak. Düşmanlarımıza baş kaldırmakta ortaya çıkacaktır ki bu çok önemli bir parçadır. Biz buna cihat deriz. Suçlu ve tağutlara baş kaldırmak, halkımıza en büyük zulümleri yapanlara itiraz etmek cihattır. Bir halkı tamamen aç bırakan ve abluka altına alanlara karşı direnmek..

Yemenü'l-iman'ı haksız yere işgal edenlere karşı mücadele etmek.. Yaptıkları her şey tam bir düşmanlık ve caniliktir. Bu ablukanın sekizinci yılını da Allah'ın inayetiyle aşmış bulunuyoruz. Ve bunu yankısı tüm dünyada yayılan bir darbeyle yapmış bulunuyoruz. Ablukayı kırma üçüncü eylemini Cidde’deki devasa petrol kuyularını hedef alarak gerçekleştirdik.

Bu petrol deposu ki onunla halkımıza eziyet ediyorlar. Satın aldığı şeyde bile halkımızı etkilyor. Sen satın almak istesen bile seni engelliyorlar ve dilediğin ticareti yapamıyorsun. Şuanda onların önünde bir fırsat var, eğer bunu teperlerse yenilecek ve yok olacaklar.

(Tezahuratlar)

Biz her durumda elimizden geleni ardımıza koymayacağız ve çabamızdan hiç bir şey eksiltmeyeceğiz. Bu ablukanın sürdürülmesi ve tacizleri asla kabullenemeyiz. Elimizden geleni yapacağız, Allah'tan yardım isteyeceğiz. Onların da önünde başka bir seçenek yok! Ya içlerinde bulundukları hali kabullenerek darbelerimize boyun eğerler ve başlangıcından itibaren bize olan anlamsız düşmanlıklarında nasıl vartaya düştüklerini anlarlar. Düşmanlığı kesmek, ablukayı kaldırmak dışında bu vartadan çıkamayacaklarını bilecekler! Biz sabrımızla ve Allah'a olan güvencimizle onlara direneceğiz ta ki onlar durana kadar.

Bununla beraber biz Allah'a güvenmekteyiz ve Allah zorluktan sonra kolaylık verecektir. Bu abluka, halkımızın bu dramı sonsuza dek süremez. Allah'ın vaadi haktır. Muttakilere verdiği sözler, sabırlılara verdiği sözler haktır. Sorumluluklarını yerine getiren sabırlı kişilere kendileriyle beraber olduğunu bildirmiş ve onlara yardım edeceğini söylemiştir. Biz de O'nun yardımına inanıyoruz.

Nasıl ki bu ayda gönlümüzü, vicdanımızı ve duygularımızı temizlemek istiyorsak aynı şekilde bu temizliği sokaklarımıza da yayalım.. Caddeleri, çarşıları ve pazarları temizleyelim. Evleri temizleyelim. Temizlik medeniyet ve imanın göstergesidir. Şehirlerimizin en kirli şehirler olması, sokaklarımızın çöplerle dolu olması bize yaraşmaz. Temizlik evden çöp çıkarma gibi küçük şeylerden ve evlerden başlar. Bazı insanlarda maalesef din ve temizlik eksikliği var. Bununla beraber biz bir temizlik hamlesi başlatalım. Tabi ben burada temizlik görevlilerimize de çok teşekkür ediyorum. Hepimiz bu ramazanı temiz olarak karşılamak istiyoruz. Yetkili kardeşlerimiz de gerçekten böyle şeylerle tam olarak ilgilensin ve bizimle sadece fotoğraf çektirmekle yetinmesin. Önemsesinler, takip etsinler ve ilgilensinler.

(Dua)

KUDÜS ANALİZ ÖZEL

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündemin Kodları - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım