Siyonist Medyanın Türk-İsrail Normalleşmesi ve Erdoğan Değerlendirmesi

Siyonist Medyanın Türk-İsrail Normalleşmesi ve Erdoğan Değerlendirmesi
Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp

Siyonist Medyanın Türk-İsrail Normalleşmesi ve Erdoğan Değerlendirmesi

https://www.jpost.com/opinion/article-700965

Siyonist rejim medyasından Jerusalem Post, Herzog'un Türkiye'ye gelişi ve Türk-İsrail normalleşmesini değerlendiren bir analiz kaleme aldı. Analiz'de Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında dikkat çeken bir duruş sergileniyor.
 

ERDOĞAN KUZU POSTUNA BÜRÜNMÜŞ TÜRK BİR KURTTUR

Sıra dışı bir şekilde şüpheci olup yeni gelişen Türkiye – İsrail yakınlaşması hakkında aşırı derecede temkinli olmama izin verin. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile Ankara’da yaptığı görüşme sırasında “bu tarihi ziyaretin Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası olacağına” inandığını söyledi. Erdoğan ayrıca “İsrail Devleti ile ilişkileri güçlendirmenin ülkemiz için büyük değere sahip olduğuna ve önümüzdeki dönemin hem bölgesel hem de ikili işbirliği için yeni fırsatlar getireceğine” inandığını da ekledi.

“Nefret suçları bütün dünyada işlenmeye devam ediyor ve yabancı düşmanlığı, ırkçılık, antisemitizm ve İslamofobi ile mücadele etmeye devam edeceğiz” sözlerini kullanan Erdoğan, antisemitizmi “insanlığa karşı bir suç” olarak nitelendirdi.
Herzog ise buna “verimli” görüşmeler gerçekleştirdiğini söyleyerek cevap verdi. “Bu, ülkelerimiz arasındaki ilişkilerde çok önemli bir an ve ülkelerimiz ve halklarımız arasında dostane ilişkilerin gelişmesi için temelleri atmanın ve hepimiz için hayati köprüler kurmanın bizim için büyük bir ayrıcalık olduğuna inanıyorum” sözlerini kullandı.

Herzog “Halklarımızın güçlü tarihsel, dini ve kültürel köklere sahip ilişkisi tarihidir. İhtişamlı Yahudi liderlerin, hahamların, şairlerin, bilgelerin ve müteşebbislerin uzun yolu Yahudi halkının bu topraklardaki tarihinin sadece bir bölümünü temsil etmektedir” ifadelerini kullandı.

“Ülkelerimiz arasındaki ilişkinin karşılıklı saygı ruhunu yansıtan belgelerle değerlendirileceğine ve hepimiz için ortak olan bölgesel ve küresel zorluklarla daha iyi mücadele etmemize imkân tanıyacağına inanıyorum.”

Herzog’un ziyareti eski başbakan EhudOlmert’in 2008’deki ziyaretinden bu yana en üst düzey İsrailli bir yetkilinin ziyareti olma özelliği taşıyor ve iki ülkenin uzun zamandır bata çıka ilerleyen ilişkisini yeniden ısıtmak için önemli bir adım olarak görülüyor. Herzog, Erdoğan tarafından karşılandı ve 2008’den bu yana ilk kez bir merasim kıtası İsrail marşını çaldı.

Herzog ve eşi Michal, Erdoğan tarafından resmi bir yemekle ağırlandı.

Çok hoş. Nasıl göz alan bir tatlılık. Ne kadar umut verici!
Türkiye-İsrail uzlaşması İsrail için önemli stratejik faydaları ile birlikte tabii ki iyi bir şey olacaktır. Örneğin İsrail’in gaz ihracat planlarına Türkiye’nin muhalefetindense işbirliğini sağlamak önemlidir. Kudüs ile Ankara arasındaki yumuşama gene anlamda bölgesel istikrarı kullanışlı bir biçimde genişletecektir.

Buna inanmanın zor olduğu sayılmazsa. Erdoğan geleneksel ve sadık bir anti semitisttir. Yahudilerin küresel bankacılık ve medya devlerini kontrol ettiği Siyon Liderlerinin Protokolleri gibi klasik antisemitik efsanelere inanmaktadır. İsrail’den gerçekten nefret eder ve tercihi İsrail’i ezecek bir İslam birliği koalisyonuna liderlik etmektir.

Erdoğan’ın kontrolündeki devlet medyası açıkça İsrail’i gayrimeşru kılma hedefiyle Türkiye’de saldırgan, antisemitist ve İsrail karşıtı bir söyleme öncülük etmektedir. (İsrail şimdi bunun değişip değişmeyeceğini yakından izlemelidir.)

Erdoğan her fırsatta İsrail karşıtı kampanyalara önderlik etmeyi sürdürmektedir. Bunlar Gazze sınırındaki isyanlar ve Filistinlilerle diğer çatışmalarla ilgili İsrail’i hedef alan küresel kampanyaları içermektedir. Onun İsrail’e yönelik en sevdiği suçlama Filistinlilere karşı “soykırım” olup en sevdiği Filistinliler Hamas liderleridir. Hamas’ın askeri kanadının üst düzey bir komutanı ve terör örgütünün siyasi şef yardımcısı olan Salih el Aruri ekibini Türkiye’den yönetmektedir.

Erdoğan birkaç yıl önce İstanbul’da düzenlediği İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesinde İsrail’i “İkinci Dünya Savaşı sırasında toplama kampları kural Nazileri gölgede bırakacak şekilde” Filistinli çocuklara işkence ettiği sözleriyle karalamıştı.

Türkiye, NATO üyeliğine rağmen, tüm bu zaman zarfında Suriye, İran, Çin ve Rusya ile sorunlu işbirlikleri sayesinde Batı ittifakını dikkate değer bir biçimde zayıflatmayı sürdürmektedir. (Türkiye’yi ittifaktan çıkaracak bir mekanizma yoktur.)

Erdoğan, nükleer meselede Tahran’ın “barışçı nükleer programının” Türkiye tarafından desteklendiğini deklare ederek ve İran’a karşı Amerikan öncülüğündeki yaptırımlar aleyhine defalarca oy kullanarak İran’ın yanında yer almıştır. Türk bankaları Batı yaptırımlarını aşmak için İran bankalarıyla açıkça işbirliği yapmaktadır. Türkiye 2012’de İran’daki bir İsrail casusluk şebekesini açığa çıkarmıştır. Erdoğan daha yakın bir dönemde de İsrail’i Akdeniz’deki gaz sahaları konusunda savaşla tehdit etmiştir.

Erdoğan içeride, dünyada Çin dahil herhangi bir ülkeden daha çok gazeteci, hakim, general ve akademisyeni hapsetmiştir. Hapishanelerdeki kapasite fazlasını karşılamak için 40 bin yeni hapishane hücresi inşa etmektedir. Özellikle birkaç yıl önceki “darbe” girişimi varsayılan (baskıcı gaddarlık rejimini aklamak için bizzat Erdoğan tarafından tasarlanmış da olabilir) olayın ardından, imparatorluk arzularına uygun otoriter bir sistem yaratmaktadır.

Erdoğan daha da ötesi Türkiye’nin Kudüs’ü işgaline öncülük etmektedir. Kudüs’ün doğusundakiİslami dava faaliyetleri, Müslümanlara ait kurumların yenilenmesi, dinlenme günlerindeki bağışlar ve sosyal ağlara her yıl milyonlarca dolar yatırım yapmakta ve teröristleri yüceltip İsrail’e karşı açıkça şiddet içerikli direniş çağrısı yapmaktadır. Türkiye’nin arka çıktığı din adamları ve diğer radikal İslamcı aktörler Tapınak Dağındaki ve başka yerlerdeki yıkıcı eylemlere öncülük etmektedirler.

Kudüs’teki Türk konsolosluğu ile Mirasımız ve TİKA adını taşıyan iki yarı resmi ajans bu eylemlere doğrudan karışmaktadırlar. Yıllık neredeyse 40 milyon dolar alan bu kurumlar bu müdahaleyi kendileri itiraf etmiştir. Erdoğan’ın eski genelkurmay başkanı bu faaliyetlerin büyük bölümünü denetlemekteydi. Bu eylemler gençlerin Türkiye’deki radikal İslami konferanslara ve Tapınak Dağı’ndaki Yahudi ziyaretçileri nefretle aşağılayan kadın ve erkek cemaat üyelerinin (Murabitun ve Murabitat) Kudüs’e götürülmesini kapsamaktadır. Sonuç olarak doğu Kudüs’ün her yerinde ve en önemlisi de Tapınak Dağında Türk bayrakları dalgalanmaktadır.

Türkiye’nin niyeti masum değildir. Aslında İsrail’in kutsal şehirdeki hâkimiyetini zayıflatma ve Erdoğan’ın İslami bir saltanata giden yolda Müslüman dünyanın liderlik iddiasını pekiştirme niyetidir.

JISS’ten David Koren ve Eytan Hay CohenYanarocak ile Jerusalem Post’tan Seth J. Frantzman gibi Kudüs ve Türkiye uzmanlarına göre Arap mahalle muhtarları ile Kudüs’ün doğusundaki seküler Filistinli liderlerin statülerinde dikkate değer bir aşınma olagelmektedir. Hamas, İsrail’deki İslami Hareketin kuzey kanadı, geniş anlamda Müslüman Kardeşler ve özellikle Türkiye ile ilişkili unsurlar boşluğu doldurmaktadır.

Türk tehdidini abartmamak önemli olmakla birlikte Erdoğan’ın Kudüs’e müdahalesinin denetlenmesi gerektiği açıktır. Onun İsrail’in başkentindeki kışkırtıcı eylemleri İsrail’in şehrin doğusundaki egemenliğini en derinden sarsmaktadır. En azından Türk parasının Kudüs’e akışı engellenmelidir.

İsrail Erdoğan’ın İsrail cumhurbaşkanı ile (ve iddiaya göre yakın bir zamanda Başbakan NaftaliBennett ve Dışişleri Bakanı YairLapid ile de) neden ortak bir fotoğraf karesine girmek için acele ettiğini biliyor. Çünkü Türkiye uluslararası alanda sıkıntıdadır ve Biden yönetimi ile iş dünyasının küresel liderleri Türkiye’den kaçmaktadır. Türkiye ekonomisi büyük bir sorun yaşamaktadır. Özelde Herzog ve genel anlamda İsrail, Erdoğan’ın yenilenmiş saygınlık sertifikasıdır.
İsrail bu “sertifikayı” sadece Türkiye’nin diktatörünün hareketlerini düzeltmesi durumunda vermelidir.

Başbakanlık Ofisi, Ulusal Güvenlik Konseyi, Dışişleri Bakanlığı ve diğer İsrail güvenlik ajanslarının Türkiye ile ilişkileri tamir etmeyi amaçlayan bu girişime dikkatle bakmalarını ve yeterince dikkat etmelerini umuyorum.

KUDÜS ANALİZ
 

Sosyal medyada paylaş: Facebook Twitter Whtasapp


Hakkımızda

Uluslararası Siyasal Gündemin Kodları - Kudus Analiz | KA kudusanaliz.com


Kudüs Analiz sitesi bir Kudüs Medya AŞ portalıdır




Son Güncellenenler


Network Yazılım